25 Nisan 2026 Cumartesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Toplumsal Gelişim Merkezi Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneği (TOGEM-DER) tarafından bu yıl 4’üncüsü “İyilik, Sürdürülebilirlik ve Dayanışma” temasıyla organize edilen Cemre Çarşısı’na ilişkin paylaşımda bulundu.
Emine Erdoğan, Toplumsal Gelişim Merkezi Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneği (TOGEM-DER) tarafından bu yıl 4’üncüsü “İyilik, Sürdürülebilirlik ve Dayanışma” temasıyla organize edilen Cemre Çarşısı’na ilişkin paylaşımda bulundu.
Emine Erdoğan, açılışına da katıldığı etkinliğe dair NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“TOGEM-DER’in, dördüncüsünü düzenlediği Cemre Çarşısı’nın bereketli olmasını diliyorum. Her sene olduğu gibi bu sene de sanat, spor, gastronomi, iş, medya ve moda dünyasından kıymetli isimlerle daha pek çok hayırseverin değerli katkılarıyla büyüyen bir iyilik hareketine şahitlik ettik. Ne mutlu ki gönülden verilen destekler bir ihtiyacı giderecek, sayısız tebessümün vesilesi olacak. İyilikte saf tutan tüm hayır sahiplerine ve organizasyonda emeği geçen herkese en içten şükranlarımı sunuyorum.”
TOGEM-DER’in, “İyilik, Sürdürülebilirlik ve Dayanışma” temasıyla dördüncüsünü düzenlediği #CemreÇarşısı’nın bereketli olmasını diliyorum.
Her sene olduğu gibi bu sene de sanat, spor, gastronomi, iş, medya ve moda dünyasından kıymetli isimlerle daha pek çok hayırseverin değerli… pic.twitter.com/CbGHuXjTp0
— Emine Erdoğan (@EmineErdogan) April 24, 2026
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Toplumsal Gelişim Merkezi Eğitim ve Sosyal Dayanışma Derneğinin (TOGEM-DER) bu yıl “iyilik, sürdürülebilirlik ve dayanışma” temasıyla organize ettiği 4. Cemre Çarşısı’nın açılışına katıldı.
Emine Erdoğan Galataport’ta, TOGEM-DER Derneği tarafından düzenlenen ‘Cemre Çarşısı’ programının açılış törenine katıldı. Erdoğan, “Türkiye olarak, aile meselesini küresel gündeme de taşıyan ve farkındalık oluşturan bir ülkeyiz. Fakat bu, hepimizin ortak gayreti olmalı, hepimiz kendimizi bu mücadelenin en önemli paydaşı olarak görmeliyiz. Bunun için, toplumumuzun kurucu kodlarına, bilhassa hamiyet kültürüne sımsıkı sarılmalıyız.” dedi.
Beyoğlu’ndaki The Peninsula Oteli’nin fuaye alanında kurulan çarşının açılışında konuşan Erdoğan, Cemre Çarşısı’nın iyiliğin cemre olup hayatın manevi toprağına düştüğü hayırlı bir platform olduğunu belirtti.

Emine Erdoğan, dünyanın merhamet damarlarının kuruduğu bu çağda, vicdanlara bahar gelmesine ziyadesiyle ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, kötülüğün sıradanlaşmasına verilecek en güçlü cevabın hayır ve hasenatın çoğalması olduğunu dile getirdi.
Sezai Karakoç’un “Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz.” sözlerini aktaran Erdoğan, “İşte o zaman iyilik, hayatı güzelleştirip anlam katmanın simyası olur. Eğer arkamızda bir ayak izi bırakacaksak bu iz, insanlık için atılmış adımlardan arda kalan, kalbe dokunan izler olmalıdır. Çok şükür bizim topraklarımız böyle izlerle dopdolu. Nitekim bizler, hayatın anlamını ve varlık sebebimizi iyilik yapmak için vesileler aramada, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve tüm canlılara el uzatmakta buluyoruz. Malumunuz, merhametin bizde uzun bir tarihi ve geleneği vardır.” diye konuştu.

Erdoğan, Osmanlı’da kurulan vakıf sayısının 26 bini geçtiğini söyledi.
“NEM MUTLU Kİ BU RUH, BUGÜN DE CEMRE ÇARŞISI’NDAN YÜKSELİYOR”
Bunun alelade bir sayı değil, ecdadın kurduğu medeniyetin nasıl da insan odaklı olduğunun en önemli göstergesi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Vakıfların mahiyetine baktığımızda insanla beraber içine doğayı da alan bütüncül bir medeniyet tasavvuru görüyoruz. Dayanışmanın toplumsal yaşamın bel kemiği olduğunu ve iyiliğin gündelik bir yaşam pratiği haline geldiğini anlıyoruz. Ne mutlu ki bu ruh, bugün de Cemre Çarşısı’ndan yükseliyor.” ifadelerini kullandı.
TOGEM-DER’in örnek bir sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayan Erdoğan, derneğin bugüne kadar, eğitim ve sağlık alanlarında çok önemli projeler yürüttüğünü, binlerce ihtiyaç sahibi aileye, gıdadan ev eşyasına kadar birçok kalemde yardım ulaştırdığını anlattı.

Emine Erdoğan, derneğin yaptığı çeyiz yardımlarıyla nice yuvalar kurulmasına vesile olduğunu, gerek Cemre Çarşıları gerekse “Artsın Eksilmesin Dönüşüm Pazarları”yla, aileleri desteklediğini, sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturduğunu, TOGEM-DER’in iyiliğe bir sınır çizmediğini, insani krizlerde sınırların ötesine de yardım götürdüğünü belirtti.
Türkiye’nin çok güçlü bir sivil toplum ağı olduğunu, onları “iyilikte saf tutanlar” olarak gördüğünü dile getiren Erdoğan, “Bu safın en güzel yanıysa kimseyi ayırmadan, iyiliği ortak bir vicdan dili haline getirmesidir. Hazreti Mevlana’nın da dediği gibi ‘Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” dedi.
“AİLE İNSANLIĞIN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU PEK ÇOK SORUNUN ÇÖZÜM MERKEZİDİR”
Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Çağımıza baktığımızda savaşlarla yorulmuş bir dünya, tüketim alışkanlıklarıyla yok edilen doğal kaynaklar, vicdandan uzaklaşan bir insanlık görüyoruz. O zaman bize bir panzehir lazım. Cemre Çarşısı’nın bu seneki teması olan ‘Aile, İyilik ve Sürdürülebilirlik’, aslında bize çözümün ne kadar yakınımızda, tabiri caizse elimizin tam altında olduğunu söylüyor. Zira aile, insanlığın karşı karşıya olduğu pek çok sorunun çözüm merkezidir. Çünkü eğitimden değer aktarımına kadar, hayatın tüm temel süreçleri aile çatısı altında şekillenir. Çocuktaki cevheri işleyen, davranış kalıplarını oluşturan, benlik duygusunu inşa eden ailedir. İnsanlığa sevgiyle bağlı, doğayla bağ kuran ve israfın karşısında bilinçle duran nesiller ancak anne babanın verebileceği bir vicdan eğitimiyle yetişir.”

Küresel bir harekete dönüşen “Sıfır Atık” projelerinin en güçlü taşıyıcısının aileler olduğunun altını çizen Erdoğan, “Çünkü bir çocuğun geri dönüşümü, emeğe saygıyı ve nimetin kıymetini en etkili şekilde öğrendiği yer okuldan önce aile ocağıdır. Buradan hareketle, sürdürülebilir bir gelecekle, özü, dokusu ve ruhu korunmuş aile kurumu arasında doğrudan bir ilişki olduğu açıktır.” dedi.
Emine Erdoğan, modern dünyada aile bağlarının zayıfladığı ve aile kurumunu zedeleyen birçok risk olduğuna dikkati çekerek, bu sebeple geçen yılı “Türkiye’de Aile Yılı”, 2026-2035 dönemini “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan ettiklerini vurguladı.

Bu girişimlerin önemli bir toplumsal diyalog kanalının açılmasına vesile olduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye olarak, aile meselesini küresel gündeme de taşıyan ve farkındalık oluşturan bir ülkeyiz. Fakat bu, hepimizin ortak gayreti olmalı, hepimiz kendimizi bu mücadelenin en önemli paydaşı olarak görmeliyiz. Bunun için, toplumumuzun kurucu kodlarına, bilhassa hamiyet kültürüne sımsıkı sarılmalıyız. Bizi biz yapan değerlerimizin hiçbir şekilde, ‘Bir zamanlar’ diye başlayan cümlelere hapsolmasına izin vermemeliyiz. Çünkü o cümleler, kökleri beslenmediği ve ihmal edildiği için bugüne aktarılamamış değerlere yakılan ağıtlardır.” diye konuştu.
“ALACAĞINIZ HER ÜRÜN BİR İHTİYACI GİDERECEK, SAYISIZ TEBESSÜM VESİLESİ OLACAK”
Erdoğan, Cemre Çarşısı’nın, söyleşi programları, çocuklara yönelik kültür-sanat faaliyetleri ve mutfak atölyeleri gibi birçok etkinlikle herkes için bir ilham kaynağı olacağını ifade ederek, organizasyonda emeği geçenleri gönülden kutladı.
Açılış törenine katılarak, bu iyilik hareketine güç kattıkları için konuklara teşekkürlerini sunan Erdoğan, “Şimdi iyilik vakti.’ diyor ve sizleri stantlara davet ediyorum. Buradan alacağınız her ürün bir ihtiyacı giderecek, sayısız tebessümün vesilesi olacak.” şeklinde konuştu.

TOGEM-DER Yönetim Kurulu Başkanı Mihrimah Belma Sekmen’in ev sahipliğindeki çarşının açılışına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile eşi Özlem Kacır, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın eşi Nuran Fidan, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun eşi Hatice Hacıosmanoğlu, bazı belediye başkanları, hayır çarşısının sponsorları, iş insanları, yapımcılar, yönetmenler, şefler, sinema ve dizi sanatçıları, şarkıcılar, ekran yüzleri, gazeteciler, modacılar ve sosyal medya içerik üreticisi de katıldı.
Açılış töreni, aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Törenin ardından çarşıyı gezen Emine Erdoğan, stant görevlileriyle sohbet ederek, geliri derneğin sosyal yardım faaliyetleri ve projelerinde kullanılacak ürünlerden alışveriş yaptı.
Erdoğan, tekstilden ev aksesuarına, gıdadan el sanatlarına kadar 80’i aşkın markanın stant kurduğu çarşıda, firmaların sürdürülebilir moda, sıfır atık ve geri dönüşüm faaliyetlerini önceleyen çalışmalarını inceledi.

Tüm stantları ziyaretinin ardından çarşıdaki workshop atölyelerine katılan Erdoğan, mutfak atölyesine geçerek Şef Claudio Chinali ile birlikte peynirli makarna yaptı.
İtalya’da artan makarnanın değerlendirilmesiyle ortaya çıkan ve sıfır atık mutfağı anlayışına dayanan yemekte beyaz makarna, çökelek peyniri ve maydanoz kullanıldı.
Erdoğan daha sonra, kendi himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye’nin kültürel, coğrafi ve yerel zenginliklerini koruyarak dünyaya tanıtmayı, yerel üreticiyi desteklemeyi ve Anadolu’nun bereketini dijital platformlara taşıyarak ekonomik kalkınmayı hedefleyen seferberlik projesi “Anadoludakiler” standını ziyaret etti.
Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Olayla ilgili tutuklanarak cezaevine gönderilen Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun yakın dostu türkücü İzzet Yıldızhan için istenen ceza belli oldu.
İstanbul Ümraniye’de geçtiğimiz günlerde infial yaratan Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde adli süreç hız kazandı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında magazin dünyasının yakından tanıdığı isimlerin de yer aldığı 9 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame mahkemeye sunuldu.

İZZET YILDIZHAN’A 5 YILA KADAR HAPİS!
İddianamede, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan hakkında istenen cezalar belli oldu. Alaattin Kadayıfçıoğlu ve Aleyna Kalaycıoğlu hakkında müebbet hapis cezası talep edilirken, İzzet Yıldızhan için ise 5 yıla kadar hapis cezası istendi.

İzzet Yıldızhan savcılık ifadesinde şu ifadeleri kullanmıştı:
“20 Mart tarihinde hatırladığım kadarıyla saat 01.00-02.00 sıralarında Metin K. gece beni aradı, Alaattin’in bir kavgaya karıştığını söyledi. Bende İnşallah önemli bir şey yoktur dedim.. Telefonu kapattıktan sonra Bilal Kadayıfçıoğlu’nu aradım ancak ben de kendisine ulaşamadım. Hatırladığım kadarıyla sonrasında Metin’e whatsapp ya da sms atarak Alaattin’den haber var mı diye sordum. Metin’in de cevap verip vermediğini hatırlamıyorum. Ertesi gün Bilal Kadayıfçıoğlu ile telefonla görüştüğünü, bir şeyler duyduğunu, ancak ne olduğunu bilmediğini, ilk uçakla Türkiye’ye geleceğini söyledi. Ben de akşam saatlerinde Ankara’dan çıkarak İstanbul’a geldim. Sonrasında sosyal medyadan böyle bir olay olduğunu duydum ve haberlerden okudum. Daha sonra Bilal Kadayıfçıoğlu Türkiye’ye gelince telefonlaşarak buluştuk.”
Gökhan Çınar’ın sunduğu ‘FÜG’ programına konuk olan usta oyuncu Sumru Yavrucuk, hayatının en büyük travmasını ilk kez bu kadar samimi bir dille paylaştı. Çınar’ın “Hafızanızdan silmek istediğiniz tek bir an olsaydı, bu ne olurdu?” sorusu karşısında gözyaşlarını tutamayan sanatçı, ağabeyinin vefat haberini aldığı o trajik günü anlattı.
Gökhan Çınar’ın psikolojik derinliğiyle ön plana çıkan programı “FÜG”, bu hafta Türk tiyatrosu ve sinemasının usta ismi Sumru Yavrucuk’u ağırladı. “Yabancı Damat”, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” ve “Baraj” gibi unutulmaz yapımlarda canlandırdığı karakterlerle hafızalara kazınan sanatçı, programda hem kariyer yolculuğunu anlattı hem de hayatının en zorlu anlarını izleyicilerle paylaştı.

Programın konsepti gereği yöneltilen sorular karşısında içten açıklamalarda bulunan Yavrucuk, Gökhan Çınar’ın “Tek bir anı unutma hakkı verilseydi, bu hangi an olurdu?” sorusu üzerine duygu dolu anlar yaşadı.
Usta oyuncu, hayatındaki en büyük kırılma noktasının ağabeyinin vefat haberini aldığı an olduğunu ifade etti.

“O AN DÜNYAM YIKILDI”
Yaşadığı derin üzüntüyü ilk kez bu kadar açık bir şekilde dile getiren Sumru Yavrucuk, o trajik günü şu sözlerle özetledi:
“Londra’ya bir etkinlik için gitmiştim. O sırada cep telefonuma bir mesaj düştü: ‘Abiniz dünyanın en iyi insanıydı, başınız sağ olsun.’ O an dünyam yıkıldı. Ailecek hala tek kanadımız kırık.”

“DUYGUSAL BİR YÜZLEŞME”
Keyifli başlayan program, Yavrucuk’un ailevi kayıplarına dair yaptığı bu samimi açıklamalarla duygusal bir atmosfere büründü. Sanatçı, yaşadığı bu travmatik tecrübenin üzerindeki etkilerinin hala sürdüğünü belirterek, izleyicilere unutulmaz bir “yüzleşme” anı yaşattı.

İbrahim Tatlıses’in kızı Dilan Çıtak, katıldığı programda hayatını zorlaştıran hastalığını ilk kez açıkladı. Çıtak, söz konusu rahatsızlığın günlük yaşamını ciddi şekilde etkilediğini itiraf etti.
Son dönemde babası İbrahim Tatlıses ile yaşadığı sorunlarla gündeme sık sık gelen Dilan Çıtak genç yaşta yaşadığı sağlık sorununu ilk kez açıkladı.
Ünlü sunucu Armağan Çağlayan’ın programına katılan Çıtak, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile mücadele ettiğini söyledi.

“GÜNDE 10 DEFA EVİ SÜPÜRÜYORUM”
Çıtak Tatlıses, “Ciddi OKB hastasıyım. Obsesiflik derecesinde titizim. Tedavi görüyorum. Kedilerim kumu eşeleyince uykumdan uyanıp süpürüyorum. Belki 10 defa ev süpürüyorum. Hayat benim için çok zor. Dışarıdan misafir gelsin istemiyorum. Misafir çorabını çıkarıp gezemez, iz yapıyor. Benim evimde anksiyeteler oluyor.” ifadelerini kullandı.

“TATLISES İSMİ KAPILARIMI KAPATIYOR”
Açıklamalarında yaşadığı travmalara da değinen Çıtak, haksızlığa tahammül edemediğini belirtti. Magazin gündeminde sık sık yer alan tartışmalara ilişkin ise, “Magazin figürünün çocuğusun. Mecburen magazin hayatının bir bölümünde bulunuyor. Bulaşmak istemeyerek magazine bulaştım. Artık ne söylerse söylesin. Haksızlığa uğramayı sevmiyorum, adil davranılmıyor. İbrahim Tatlıses ile çalışan menajerler benimle çalışmak istemiyor. Bazı marka anlaşmalarım onun beyanlarından sonra iptal oldu. Televizyonda hakkımda ithamlarda bulununca hoş olmuyor. Hiçbir kötü beyanım olamaz kendisiyle alakalı” dedi.