11 Ocak 2026 Pazar
Kepçe kulak, yalnızca kozmetik bir sorun gibi görünse de çocuklarda akran zorbalığına, yetişkinlerde ise özgüven kayıplarına yol açabiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan KBB Uzmanı Op. Dr. Hilmi Cem Kaya, kepçe kulak ameliyatının erken yaşta ve doğru teknikle uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirtti.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
Kulak kepçesinin normalden daha öne kıvrık olması, tıbbi adıyla kepçe kulak deformitesi, çocukluktan yetişkinliğe kadar birçok kişinin ortak kâbusu. Özellikle okul çağında çocukların acımasız eleştirilerine maruz kalan minikler, bu durumu ömür boyu sürecek bir travma olarak taşıyabiliyor. Konuyu hem estetik hem de psikolojik açıdan değerlendiren Medipol Koşuyolu Hastanesi’nden KBB Uzmanı Op. Dr. Hilmi Cem Kaya, ailelerin en çok merak ettiği soruları yanıtladı ve doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti.

BANTLAMA HER ZAMAN ÇÖZÜM DEĞİL
Ailelerin en sık sorduğu konulardan birinin bantlama veya yatış pozisyonuyla kepçe kulağın düzelip düzelemeyeceği olduğunu söyleyen Dr. Kaya, “Bu yalnızca çok sınırlı vakalarda mümkün olur. Çoğu hastada cerrahi yöntemler ön plandadır. Kepçe kulak ameliyatının zamanlaması ise en kritik konudur. Kulağın gelişiminin yüzde 90’ı çocukluk döneminde tamamlanır. Bu nedenle 5 yaş ve sonrasında, okul öncesi dönemde ameliyat yapılabilir. Erişkinlerde de sıkça uyguladığımız bir operasyondur” diye konuştu.

TELEFON VE KULAKLIK KULLANIMINDA SORUN YOK
Ameliyat sonrasında işitmeyle ilgili hiçbir risk bulunmadığını vurgulayan Dr. Kaya, “Telefon ve kulaklık kullanımıyla ilgili bir problem yaşamıyoruz. İlk dönemlerde pansumanlar yapılıyor ve bir ay boyunca kulağı içine alacak şekilde saç bandanası kullanıyoruz. Ameliyat sonrası tekrar eski görünüme dönme riskinin literatürde yüzde 5 civarındadır. Çok sık karşılaşmadığımız bir durumdur. Asimetri riski olabilir ancak göz 2 mm’ye kadar olan farkları algılamaz. Çoğu durumda fark edilmeyecek düzeydedir. Kulak arkasından yapılan minimal kesiler görünmez yerlerde kaldığı için estetik açılan hastalarımızı memnun eden sonuçlar elde ediyoruz” şeklinde konuştu.
Usta sanatçı Bülent Ersoy, katıldığı bir etkinlik öncesinde basın mensuplarını azarladı. Ersoy’un araçtan inerken kameraların kendisine fazla yakın olmasına sert tepki verdi. Bu anlar sosyal medyada çok konuşuldu.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
Türk müzik dünyasına şarkılarıyla damga vurmuş olan Bülent Ersoy, bu kez de çok konuşuldu. Sert tavırları ve dobralığı ile adından çokça söz ettiren Ersoy, geçtiğimiz gün katıldığı etkinlik öncesi basın mensuplarıyla arasında tatsız olaylar yaşandı.
KAMERALARA TEPKİ GÖSTERDİ
Muhabirlerin kendisine fazla yaklaştığını düşünen Ersoy, bir anda çileden çıktı. Bülent Ersoy, kameralara, “Çekil be, burnumun dibine girdin” diyerek tepki gösterdi. Basın mensuplarına sert tepki gösteren Ersoy’un bu hali sosyal medyada çok konuşuldu.

SOSYAL MEDYADA GENİŞ YANKI BULDU
Görüntülerin kısa sürede sosyal medyada yayılmasıyla birlikte kullanıcılar ikiye bölündü. Bazı kullanıcılar Ersoy’un kişisel alanının ihlal edildiğini savunurken, bazıları ise kamuoyuna açık bir etkinlikte bu tepkinin gereksiz olduğunu öne sürdü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Üsküdar’daki Palet Türk Müziği İlkokulu’nda öğrencilerle bir araya geldi. Erdoğan, ziyaretinde yaptığı konuşmada, “İnanıyorum ki buradan mezun olacak evlatlarımız Türk müziğine can suyu olacaklardır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Üsküdar’daki Palet Türk Müziği İlkokulu’na gerçekleştirdiği anlamlı ziyarette öğrencilerle bir araya geldi.
“KÜLTÜREL MİRASIMIZLA GENÇLER ARASINDA KÖPRÜLER KURACAK BİR ÇABA İÇİNDE OLMALIYIZ”
Müziğin ruhun gıdası olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Ancak görüyoruz ki sanatsal bağlamından koparılan, medeniyet kökleri kurutulmuş müzik, yeri geliyor ruhun zehri de olabiliyor. Kültür ve sanat hayatımızı zenginleştirecek ve kültürel mirasımızla gençler arasında köprüler kuracak bir çaba içinde olmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Okulun dünya genelindeki sayılı müzik okullarından biri olmasının, herkesin göğsünü kabarttığını ve alelade bir müzik eğitimi vermenin çok ötesinde bir misyonu olduğunu sözlerine ekleyen Erdoğan, burada kültürün, milli kimliğin ve hafızanın, çocukların dünyasında yeniden hayat bulduğunu, başka bir ifadeyle geleceğin, geleneğin sağlam ve köklü temelleri üzerinde inşa edildiğini söyledi.

Emine Erdoğan, Palet Okulları ailesinin her bir mensubuna, fikr temellerini atan kurucularına ve tüm emek sahiplerine teşekkür etti.
“TÜRK MÜZİĞİ BİZİ BİRBİRİMİZE YAKINLAŞTIRIR”
Türk müziğinin, bu toprakların hikayelerinin biriktiği, acının, sevincin, hasretin, sevdanın ezgiye dönüştüğü büyük bir milli hafızası olduğunu kaydeden Erdoğan, “Türk müziği, bazen yürek tellerimizi titreten, bazen ruhumuzu kanatlandıran şarkılar ve türküler, bize aynı hikayenin, aynı kaderin parçası olduğumuzu anlatır, bizi birbirimize yakınlaştırır. Anadolu coğrafyasının, yüzyıllardır süregelen büyük serüvenine dahil olduğumuzu hissettirir.” ifadelerini kullandı.

“MÜZİK MİLLİ KİMLİĞİN OLUŞUMUNDA TEMEL BİR ROL ÜSTLENEN VAZGEÇİLMEZ BİR UNSURDUR”
Emine Erdoğan, bu kültürel mirasın, bir yandan içsel dünyalara arayışları dile getirirken bir yandan da toplumun ortak değerlerini, inançlarını ve tecrübelerini yansıttığına işaret ederek, “Her ne kadar müzik evrensel olsa da kendi müziğimizi dinlemek, içimizde, uzun bir yolculuktan sonra eve dönmenin verdiği o derin huzur hissini uyandırır. Çünkü o evde anlaşıldığımızı, kabul gördüğümüzü ve oraya ait olduğumuzu biliriz. İşte bu yüzden müzik, toplumu birbirine görünmez bağlarla bağlayan, farklılıkları duyguların potasında eriten ve milli kimliğin oluşumunda temel bir rol üstlenen vazgeçilmez bir unsurdur.” dedi.
“TÜRK MÜZİĞİ, BENZERSİZ BİR MÜZİK EVRENİDİR”
Türk müziğini oluşturan tüm dalları, varlıklarının ayrılmaz bir parçası olarak görmek zorunda olduklarını belirten Erdoğan, “Türk müziği, tarih boyunca kentte, sarayda, dergahta, camide, köyde, kırsalda, sınır boylarında, kışlada, yaşamı tüm boyutlarıyla çevrelemiş benzersiz bir müzik evrenidir. Sanat müziğinden Mevlevi müziğine, halk müziğinden askeri müziğe kadar uzanan bu büyük miras, millet olma bilincimizi, sesle, ritimle ve anlamla beslemiştir. Dede Efendi’den Itri’ye, Aşık Veysel’den Neşet Ertaş’a, hafız Saadettin Kaynak’tan Cinuçen Tanrıkorur’a, isimlerini burada tek tek sayamayacağımız nice usta, gelecek nesillere mutlaka aktarılması gereken güçlü bir estetik anlayış ve irfan dünyası bırakmıştır.” diye konuştu.
Emine Erdoğan, dünyada Türk müziği kadar doğduğu toplumla bütünleşmiş çok az müzik bulunduğunu, bu yönüyle Türk müziğinin dünya ölçeğinde de çok seçkin bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Ne var ki hastalara şifa verecek kadar billur, insan ruhunun en karanlık yerlerini bile aydınlatacak kadar latif olan, güzelliğiyle, rikkatiyle tüm dünyaya nam salan müziğimiz, maalesef bir dönem kendi evinden kovuldu. Öz yurdunda garip kalanlardan oldu. Kültür dünyamız, ödünç ve yabancı kavramlarla tahrip edildi, çölleşti. Ancak ne sevindiricidir ki bugün bu çatının altında sadece bir enstrümanı çalmayı öğrenen çocuklar değil, üstadın deyişiyle ‘Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip’ bir nesil yetişiyor. Böyle bir nesil, bir anlamda da kültür ve sanat dünyamızın ihyası demektir. Bu evlatlarımızın bir kısmı belki müziği bir kariyer yolu olarak seçecek, önemli bestekarlar, icracılar olacaklar. Belki bir kısmı başka mesleklere yönelecek. Ama önemli olan şu ki hepsi yeni ve özlenen bir aydın zümreyi oluşturacaklar.”
Çocukların yüksek bir sanat formu olan Türk müziği sayesinde derin felsefi motiflerle, insan merkezli bir anlayışla ve köklü bir fikir dünyasıyla çok erken yaşta tanıştıklarını belirten Erdoğan, çocukların bir yandan estetik duygularının geliştiğini diğer yandan hayata geniş bir ufuktan bakabilen, insanlığa değer katabilecek fertler olarak büyüdüklerini ifade etti.

Emine Erdoğan, çocuklara “Hangi enstrümanı seviyorsun?’ diye sorulduğunda ‘Ud, kanun, tanbur.’ cevabını alabilmenin bile başlı başına büyük bir başarı olduğunun altını çizerek, bu durumun Türk müziğinin çok uzun zamandır hak ettiği bir iadeiitibarının en somut göstergelerinden biri olduğunu dile getirdi.
“SANAT YAŞADIKÇA İNSANLARA DOKUNDUKÇA DÜNYA DA GÜZELLEŞİR”
Küreselleşmenin kültürler üzerinde son derece dönüştürücü bir etkisi olduğuna işaret eden Erdoğan, “Dünya hızla, homojen bir kültürün etkisi altına giriyor. Bu süreç, toplumları derinden sarsıyor. Tüm dünyada kuşaklar arasındaki makas açılıyor, toplum mühendisliğine soyunan zararlı ideolojileri filtreleyecek kültürel direnç zayıflıyor, milli kimlik krizi derinleşiyor, tüketim odaklı bir toplum modeli yaygınlaşıyor ve kültür emperyalizmi her an yeni bir zihni daha işgal ediyor.” dedi.
Emine Erdoğan, dünyayı bir günde değiştirmenin imkanının bulunmadığını ama dünyanın insanları değiştirmesini, tanınamaz hale getirmesini önlemenin yollarının olduğunu, bunun en başında kültür ve sanat alanına yapılacak nitelikli yatırımların geldiğini belirterek, “Sanat yaşadıkça insanlara dokundukça ufuklarını genişletip ruhlarını güzelleştirdikçe dünya da güzelleşir. Bugün küresel bir fenomene dönüşen bazı müzik türlerinin, başta çocuklar ve gençler olmak üzere insanları nasıl şiddete yönelttiğini görüyoruz. Ne yazık ki tüm dünyada gençler ağır hakaretler, çirkin düşünceler, cinsel içerikler ve şiddet içeren sözlerin kullanıldığı bir müzik furyasıyla kuşatılmış durumdalar. Kimlik arayışındaki birçok genç, rol modellerini böyle bir dünyada arıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yapılan araştırmalara göre, gençlerin günde ortalama 2 saat müzik dinlediğini ve müzik kliplerinin yüzde 75’inin uygunsuz haller, şiddet, alkol ve sigara kullanımını özendiren unsurlar içerdiğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:
“Halbuki müzik ruhun gıdasıdır ancak görüyoruz ki sanatsal bağlamından koparılan, medeniyet kökleri kurutulmuş müzik, yeri geliyor ruhun zehri de olabiliyor. Kültür ve sanat hayatımızı zenginleştirecek ve kültürel mirasımızla gençler arasında köprüler kuracak bir çaba içinde olmalıyız. Şahsen, mimarisi, çalışma atölyeleri, müzesi, son derece iyi kurgulanmış müfredatı ve öğrencilerine sunduğu sayısız imkanla Palet Türk Müziği İlkokulunun örnek bir kültür yatırımı olduğu kanaatindeyim. İnanıyorum ki buradan mezun olacak evlatlarımız Türk müziğine can suyu olacaklardır.”
“KÜLTÜRÜMÜZ KÜLLERİNDEN BİR ZÜMRÜDÜANKA KUŞU GİBİ DİRİLMEYE BAŞLAMIŞTIR”
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, okulu 7 yıl önce kurduklarını, bu girişimde ünlü müzisyen ve bestekar Cinuçen Tanrıkorur’dan ilham aldıklarını anlattı.

“Türk müziği üstadı” olarak tanımladığı Tanrıkorur’dan eğitim aldığını, ayrıca Tanrıkorur’un kültürün ihyasının ve dilin korunmasının önemini anlamasında kendisine rehberlik ettiğini dile getiren Erdoğan, “Son 15 yıldır yaptığım bütün vakıf çalışmalarında hedefim kültürümüzün ihyası ve yeni nesillere hakkıyla aktarılması, sadece ansiklopedik bilgi olmaması, evlerde, sokaklarda canlı canlı yaşanması ve yaşatılması.” ifadesini kullandı.
Bilal Erdoğan, okulun, müzik yeteneği olan 6 yaşındaki çocukların Türk müziğine doğmasını hedeflediğini aktararak, “İstiyoruz ki 6 yaşında yeteneği keşfedilmiş çocuklarımız Türk müziğiyle müzik eğitimine başlasınlar. Her yıl binin üzerinde bize başvuranlar ve Üsküdar’da yaptığımız taramalarda bulduğumuz yetenekli çocuklar içerisinden sadece 24’ünü okulumuza alıyoruz. Yeteneğe göre karar veriyoruz. Ailenin maddi durumuna göre de çeşitli oranlarda burslandırıyoruz.” diye konuştu.
Türk müziğini, kültürünü ve geleneklerini çok iyi bilen entelektüeller yetiştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, “‘Gençliğin hali ne olacak? Bizim kültürümüz yitip gidecek mi?’ endişesi olanlar için şunu söylemek istiyorum. Zaman bizden yana diye düşünüyorum. Bizim kültürümüz evelallah küllerinden bir Zümrüdüanka kuşu gibi dirilmeye başlamıştır, Allah’ın izniyle dirilecektir ve o zaman daha güçlü bir toplum olacağız.” dedi.
Palet Türk Müziği İlkokulu Kurucu Temsilcisi Yüce Gümüş de 9,5 yıllık hazırlık sürecinin akabinde 7 yıldır eğitim hayatında olduklarını anlatarak, Emine Erdoğan’ı okulda ağırlamaktan duydukları mutluluğu ifade etti.
Emine Erdoğan, okula atık malzemelerden üretilen kemençe hediye etti.

Okulu ziyaretinde Bilal Erdoğan ve Yüce Gümüş tarafından karşılanan Emine Erdoğan, 3. sınıf öğrencilerinin eğitim gördüğü sınıfa girerek Kur’an-ı Kerim dersine konuk oldu. Öğrenciler bu sırada hep bir ağızdan Rahman Suresi’ni okudu.
Daha sonra anasınıfı öğrencilerinin sınıfına giren Emine Erdoğan, Afrika ülkelerinin bayraklarının işlendiği dersle yakından ilgilendi.
Çini Atölyesi’ni ziyaretinde çocukların yaptığı çinileri inceleyen Emine Erdoğan, Türk musikisinin önemli bestekarlarından Alaeddin Yavaşca’nın kişisel eşyaları ve bestelerinin bulunduğu odayı da gezdi.
Her platformda “Sıfır Atık” konusuna vurgu yapan Emine Erdoğan, okulda atık eşyalardan üretilen enstürümanların bulunduğu bölümü gezdi, akabinde okula geri dönüştürülmüş atık malzemelerden üretilen bir kemençe hediye etti.
Emine Erdoğan, daha sonra okulun çalışma hücreleri, ses kayıt stüdyosu, lüthiyer atölyesi ve kütüphane alanları ile Türk müziği tarihinden enstrüman bilgisine, ses kayıt tarihinden bestecilere, bestelere, formlara ve usullere kadar Türk müziğinin hemen her alanına temas eder mahiyetteki ülkenin ilk tematik Türk Müziği Müzesi’ni ziyaret etti.

Seçilmiş sözlü ve enstrümantal Türk müziği eserleri ve bestecilerinin yer aldığı çarkların eşleştirilerek beste çalınabildiği “Çarkıplak” adlı oyun aletiyle yakından ilgilenen Emine Erdoğan, oyunla ilgili sorular sordu.
Emine Erdoğan, okulun Kapalı Spor Salonu’nu da ziyaret ederek ok atan çocukları izledi.

YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan tarafından günün anısına Emine Erdoğan’a, Palet Okulları tarafından düzenlenen çocuk enstrümanları yapımı yarışmasını kazanan öğrenciler tarafından yapılan ud hediye edildi.
Öğrencilerin enstrüman dinletisi, müzik topluluğu konseri ve aile fotoğrafı çekiminin ardından program sona erdi.
Programa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Daimi Şefi Cemi’i Can Deliorman, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve eşi Nihal Özdemir, TOGEM-DER Yönetim Kurulu Başkanı Mihrimah Belma Sekmen, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, merhum bestekar Cinuçen Tanrıkorur’un eşi Barihüda Tanrıkorur, bazı milletvekilleri, sanatçılar ve medya kuruluşu temsilcileri katıldı.
Ünlü sunucu Buse Varol, “Gelin Evi” çekimleri esnasında yaşadığı talihsiz olayla gündeme geldi. Yarışmacının tuvaletinde mahsur kalan sunucu Varol panik dolu o anları cep telefonu kamerası ile kaydetti.
Ünlü türkücü Alişan’ın oyuncu eşi Buse Varol, uzun bir süre ekranlardan uzak kalmasının ardından “Gelin Evi” programı ile ekranlara geri döndü.

Özel hayatı ve kariyer hayatı ile çok konuşulan Varol, sunuculuğunu yaptığı “Gelin Evi” programının çekimler sırasında bir talihsizlik yaşadı. Set arasında yarışmacının evinin tuvaletine giren Varol, kapının kilitlenmesi sonucu içeride mahsur kaldı.

“ANKSİYETEM YÜKSELDİ”
Buse Varol girdiği tuvaletin kapısını kilitlemek isterken anahtarın kırılması ile içeride kaldı. Yaşadığı paniği telefonundan kayda alan Varol, anksiyetesinin yükseldiğini ve kendini asansörde kalmış gibi hissettiğini dile getirdi. Kaydettiği görüntülerde Varol, “Şu an çekimdeyiz ve tuvalette kilitli kaldım… Anahtar kapıyı kilitlediğimde elimde kaldı. Şu an çıkamıyorum anksiyetem tuttu…” diyerek yaşadığı anları anlattı.
SET EKİBİ SEFERBER OLDU
Durumu fark eden set ekibi ve teknik ekip, Varol’un yardımına koştu. Dakikalar sonra kapı açıldı ve Buse Varol sağ salim çıktı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma genişliyor. Survivor’dan elenip Türkiye’ye döndüğü gibi gözaltına alınan Selen Görgüzel’in ardından soruşturma kapsamında, gece mekanlarına yönelik yapılan aramalar sırasında ünlü oyuncu Can Yaman da gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında ünlü isimlere yönelik yeni bir operasyon daha gerçekleştirildi. Kamuoyunda tanınan pek çok önemli isim, soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
4 GÖZALTI
Hamdi Alkan’ın eski eşi şarkıcı Selen Görgüzel, ‘Survivor’ isimli yarışma programından elenmesinin ardından Türkiye’ye dönüş yaptı ve ünlü isim, uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Öte yandan, aynı soruşturma kapsamında Ayşe Sağlam, Nilüfer Batur Tokgöz ve Ceren Alper de gözaltına alınan isimler arasında.

CAN YAMAN GÖZALTINA ALINDI
Aralarında Bebek Otel ile Beşiktaş’taki Klein Phönix’in de bulunduğu 6 eğlence mekanına düzenlenen eş zamanlı baskınlarda ise Gazeteci Burak Doğan’ın paylaşımına göre; oyuncu Can Yaman’ın gözaltına alındı.

Soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği, operasyon kapsamındaki incelemelerin sürdüğü belirtildi. Yetkililerden yapılacak resmi açıklamalar, bekleniyor.