26 Nisan 2026 Pazar
Nur Osman Korkmaz’ın cenaze namazına katılan Okan Buruk, törenin ardından Florya Kur’an kursu öğrencileriyle bir araya gelerek Fenerbahçe derbisi öncesinde kendilerinden dua etmelerini istedi.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Fenerbahçe ile oynanacak derbi maçı öncesinde Kur’an kursu öğrencilerinden dua istediği anlar sosyal medyada gündem oldu.
CENAZE NAMAZINA KATILDI

Eski Galatasaray kaptanı ve teknik direktör Bülent Korkmaz’ın hayatını kaybeden babası Nur Osman Korkmaz için İstanbul’daki Şenlikköy Camii’nde düzenlenen cenaze namazına katılan Buruk, törenin ardından Florya Kur’an kursu öğrencileriyle bir araya geldi.
DERBİ ÖNCESİ DUA İSTEDİ

Burada öğrencilerle sohbet eden Okan Buruk’a, öğrenciler tarafından yaklaşan Fenerbahçe derbisine atıfta bulunarak “Derbiyi kazanacak mıyız?” diye sorulduğu Buruk’un ise “Dua ederseniz inşallah” şeklinde karşılık verdiği görüldü.
Söz konusu bu samimi ve sıcak anlar sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.
İsrail’e yönelik tepkisi sonrası tehdit edilmesinin ardından hem siyasetten hem de sosyal medyadan destek gören ünlü oyuncu Görkem Sevindik, son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
“Eşref Rüya” dizisinde “Kadir” karakteriyle geniş bir hayran kitlesine sahip olan ünlü oyuncu Görkem Sevindik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.
ZULME KARŞI SESSİZ KALMADIĞI İÇİN TEHDİT EDİLMİŞTİ

Sevindik, İsrail’in Filistinli mahkumlara yönelik idam kararına sosyal medya üzerinden tepki göstermiş, bu paylaşımının ardından İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından hedef alınmıştı.
Ben-Gvir, yayımladığı bir videoda Sevindik’e yönelik tehditkâr ifadeler kullanmıştı.Bu tehditkar mesaj sonrası, Görkem Sevindik’e hem sosyal medyadan hem de siyaset dünyasından çok sayıda destek gelmiş, Sevindik’in bu onurlu duruşu büyük takdir toplamıştı.
SİYASET DÜNYASINDAN DA DESTEK GELMİŞTİ

Bu açıklamalar sonrasında Görkem Sevindik’e sosyal medyada ve siyasi çevrelerden geniş destek geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da oyuncuyla görüşerek, sergilediği insani duruşu takdir ettiklerini ve yanında olduklarını ifade etti.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DA TEBRİK ETTİ
Son olarak Sevindik, bir hafızlık icazet töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Törende kendisi, “İsrail’in tehdit ettiği ve son zamanlarda gündemde olan oyuncu” şeklinde tanıtılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Haberim yok, tebrik ediyorum” sözleriyle Sevindik’i tebrik ettiği görüldü.
Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katılım sağladı. Dikkat çeken açıklamalarda bulunan Emine Erdoğan, etkinliğe ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen ‘Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katılım sağlayan ve önemli açıklamalarda bulunan Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından etkinliğe ilişkin paylaşımda bulundu.

Emine Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Renkliyse Gerçektir” mottosuyla hayat bulan Rami Çocuk ve Sanat Bienali; çocukların düş gücünü, dokunulabilen ve yaşanabilen bir sanat alanına dönüştürüyor.
Kitapların büyülü dünyasını deneyimleyen çocuklarımız, ne mutlu ki kendi kültürümüzden hikâyeler ve kahramanlarla da tanışarak hayallerine yeni renkler katacaklar.
Bienalin hayırlı olmasını diliyor, tüm ailelerin tarihimizin bu sembol mekânındaki keşif yolculuğuna katılmasını temenni ediyorum.”
“Renkliyse Gerçektir” mottosuyla hayat bulan Rami Çocuk ve Sanat Bienali; çocukların düş gücünü, dokunulabilen ve yaşanabilen bir sanat alanına dönüştürüyor.
Kitapların büyülü dünyasını deneyimleyen çocuklarımız, ne mutlu ki kendi kültürümüzden hikâyeler ve kahramanlarla da… pic.twitter.com/kIxy1Lo9nk
— Emine Erdoğan (@EmineErdogan) April 25, 2026
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katıldı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İstanbul’un en büyüğü, Avrupa’nınsa sayılı kütüphanelerinden biri olan Rami Kütüphanesi’nde çocukların hayal gücünü sanatla buluşturacak ‘Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katılım sağladı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen açılışta Emine Erdoğan’a Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da eşlik etti.

Etkinlikte konuşan Emine Erdoğan Rami Kütüphanesi gibi tarihi bir mekanda düzenlenen bienali organize ettiği için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, paydaşlarına ve emeği geçenlere teşekkür etti.
HAYAL GÜCÜNÜN MEDENİYET GÜCÜ ANLAMI TAŞIDIĞINA VURGU YAPTI
Bir toplumun ufkunu genişleten şeyin birlikte hayal edebilme yeteneği olduğuna vurgu yapan Emine Erdoğan, hayal gücünün medeniyet gücü anlamına geldiğini belirtti.
Gökyüzünde ilerleyen uçaklar, dünyayı birbirine bağlayan internet ve uzayın derinliklerine yapılan seyahatlerin bir hayal tohumunun filiz vermesiyle mümkün olduğunu sözlerine ekleyen Emine Erdoğan, “Yani uçaktan önce uçmanın, internetten önce görünmez ağların, uzay mekiklerinden önce atmosferin dışına çıkmanın hayali vardır.” dedi.
“ÇOCUK ZİHNİ HAYAL MAHSULLERİNİN YETİŞTİĞİ BİR BAHÇEYE BENZER”
Hayal etme yeteneğinin çocuklukta kazanıldığına dikkati çeken Erdoğan, “Çocuk zihni, birbirinden harika hayal mahsullerinin yetiştiği bir bahçeye benzer. İşte bu yüzden, bizim vazifemiz bu bahçenin toprağını zenginleştirmektir. Çünkü biliyoruz ki hayalin olmadığı yerde, sonu tükenişe varan bir tekrar başlar.” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLAR HAYATLA İLGİLİ İLK İZLENİMLERİNİ OKUDUKLARI KİTAPLARLA OLUŞTURUR”
Erdoğan, hayal gücünün beslenmesiyle ortaya yeni ihtimaller, dünyalar ve gerçeklikler çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu:
“Bu yüzden çocukları, edebi değeri olan, onların potansiyelini harekete geçirecek, zihinsel sıçramalar yaptıracak nitelikli kitaplarla tanıştırmalıyız. Çünkü edebiyat, hayatı seyrettiğimiz bir penceredir. Çocuklar, hayatla ilgili ilk izlenimlerini okudukları kitaplarla oluştururlar. Edebi niteliği yüksek bir kitap, çocuğu sadece eğlendirmez, onu hayata da hazırlar. Çocuk okuyarak ana dilini yetkin kullanmayı öğrenir. Kelime dağarcığı genişledikçe ifade gücü kuvvetlenir. Soyut düşünme ve akıl yürütme gibi beceriler kazanır.”
Resimli kitapların çocukları edebiyatla, sanatla ilk kez tanıştıran çok önemli enstrümanlar olduğunu belirten Emine Erdoğan, “Siz çocuğa resimlerin altındaki metni okurken çocuk, sayfalardaki resimlerden kendine duru bir vicdan inşa edecek doneler toplar. Mesela, tekerlekli sandalyesini ittiği arkadaşıyla kahkaha atan çocukların dostluğunun resmedildiği bir sayfada sevginin farklılıkları sildiğini görür. Bir sofraya birlikte oturmuş dede, nine, anne, baba ve kardeşlerin yüzlerindeki tebessümlerden aile olmanın huzurunu hisseder. Yerde yatan yaralı bir kediye doğru eğilen çocuğun bakışındaki hüzün, hayvanların acılarına empati geliştirmesini sağlar. Böylelikle, hayatta yolunu bulabileceği manevi haritaları olur. Duygusal zekası gelişmiş, toplumsal duyarlılığı sağlam, vicdan pusulasıyla yol alan bir insan olarak büyür.” şeklinde konuştu.

Emine Erdoğan, çocuğa verilen her kitabın ona kimlik kazandırdığını, kitaptaki kahramanların yeri geldiğinde çocuğun en iyi arkadaşı, rol modeli, öğretmeni olduğunu ifade etti.
“ÇOCUK KİTAPLARININ KENDİ KÜLTÜR DÜNYAMIZIN ÜRÜNLERİ OLMASI GEREKTİĞİ KANAATİNDEYİM”
Çocukların bu kitap kahramanlarıyla, hiç bilmedikleri coğrafyalara seyahat ettiklerini, ağaçların, kuşların dile gelip konuştuğu büyülü ormanlardan geçip, maceradan maceraya atıldıklarını kaydeden Erdoğan, “Bugün birçok çocuğumuz bu maceralara maalesef çeviri kitaplarla atılıyor. Haliyle başka bir kültürün insana bakışı, yaşam tarzı ve değerleriyle kodlanıyorlar. Ben en başta bir anne, bir anneanne ve bir babaanne olarak, bilhassa çocuk kitaplarının kendi kültür dünyamızın ürünleri olması gerektiği kanaatindeyim. Şu bir gerçek ki, taşıma suyla değirmen dönmez. Bizim her biri evrensel bir simge olan kendi kahramanlarımız var. Ama onları yeteri kadar kitap sayfalarında, çizgi filmlerde, bilgisayar oyunlarında ya da dijital dünyada göremiyoruz. Katip Çelebi’den Piri Reis’e, Mevlana’dan Itri’ye, arkalarında büyük insanlık mirasları bırakmış nice eşsiz şahsiyet, modern bir anlatıyla yeniden dünya sahnesine çıkmayı bekliyor. Evlatlarımız yarım yamalak bir Türkçe konuşan çeviri bir karakterle değil, Dede Korkut’la bağ kurabilmeli. Nasreddin Hoca’nın pratik zekasından, nüktelerinden hikmet dersleri alabilmeli. Adaleti Battal Gazi’den, bilgeliği Mevlana’dan, keşfetmeyi Evliya Çelebi’den öğrenmeli. Bu gayrette olan edebiyatçılarımız, sözlü kültür mirasımızı, ‘çocuğa göre’ ilkesiyle yeniden yorumlayıp yazıyor, ortaya harika eserler çıkarıyorlar. Onlara gerçekten bir gönül borcumuz var.“ ifadelerine yer verdi.

“AİLELERİMİZ ÇOCUKLARINI TÜRK EDEBİYATINA TEŞVİK ETMELİ”
Söz konusu yerli eserlerin sayısının kat be kat artması temennisinde bulunan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü tüm o masallar, destanlar, öyküler, asırlardır bu coğrafyada kurulmuş hayallerin ve görülen düşlerin hafızasıdır. Fakat bu noktada bizlere de önemli ödevler düşüyor. Bilhassa ailelerimiz, mutlaka çocuklarını Türk edebiyatına teşvik etmeliler. Çocuklarını güvenebilecekleri kahramanlara emanet etmeliler. Çünkü küreselleşmenin ne yazık ki kültürleri tek potada eritme gibi bir yan tesiri var. Yabancı kitapların satır aralarında çocuklarımızı hangi değerlerin, kodların, referansların beklediğini tam olarak bilmiyoruz. Unutmayalım ki, kendi hikayesini çocuklarına anlatamayan toplumlar, başkalarının hikayelerinde kaybolur. Ve bir medeniyet çocuklarına kendi kahramanlarını sunabildiği ölçüde varlığını sürdürebilir.”
Erdoğan, insanın acısıyla tatlısıyla, çocukluğunu hayatı boyunca içinde taşıdığını belirterek, bugünün çocuklarının dünyaya ekranlar aracılığıyla bakmasını eleştirdi.
Günde 8 saate varan, hatta kimi zaman 8 saati bile aşan ekran süresinin, çocuklara tahminlerin ötesinde büyük zararlar verdiğini, gelişimsel gecikmelere yol açtığını, motor becerileri gelişimi olumsuz etkilediğinin altını çizen Erdoğan, bu durumdaki çocukların kelime dağarcıklarının kısıtlı, anlam dünyalarının zayıf olduğunu, obezite, diyabet gibi kronik rahatsızlıklara yakalandığını anlattı.

“ÇOCUKLARI DİJİTAL İSTİLAYA KARŞI KORUYABİLİRİZ”
Erdoğan, ekran bağımlısı çocukların, bilgisayar oyunları, sosyal medya gibi davranış bağımlılıklarının kurbanı olduklarını ifade ederek, “Tabii bununla beraber, siber zorbalık, şiddet içerikleri, nefret söylemleri, sapkın ideolojiler ve çevrimiçi istismar gibi türlü türlü risklerle de karşılaşıyorlar. Biliyor musunuz, bu son derece karmaşık sorun yumağı, aslında çok masum görünen bir adımla başlıyor. Oyalanması ya da uslu durması için çocuğun eline tutuşturulan telefon, onunla ekranlar arasında kopmaz bağlar kuruyor. Halbuki çocuklara ekranlar yerine resimli kitaplar versek, çocukluk denilen anavatanı bu dijital istilaya karşı pekala koruyabiliriz. Onlara kitaplar aracılığıyla zengin bir anlam dünyası kurabiliriz.” şeklinde konuştu.
Çocuğa okuma alışkanlığının tavsiye ederek değil, örnek olarak kazandırılabileceğinin altını çizen Erdoğan, “Kitapla haşır neşir anne babaları, abi ablaları gören çocuklar da ister istemez benzer bir temayül geliştirir. Doğrusu ben, aile içinde okuma saati etkinlikleri yapmanın hem aile bireyleri arasındaki iletişimi güçlendirmede, hem de zamana ve hayata anlam katmada çok etkili olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün çok şükür ülkemizde, Millet Kütüphanesi gibi, içinde bulunduğumuz Rami Kütüphanesi gibi, birbirinden güzel, zengin koleksiyonlara sahip kütüphanelerimiz var. Ailece kütüphanelere gitmek, çocuklara kütüphane görgüsü kazandırmak, kitabın kokusuyla, sayfalara dokunmanın bıraktığı hisle dopdolu anılar hediye etmek bizlerin elinde. Lütfen, bu çabayı gösterelim. Çocuklarımızı kitapların büyülü dünyasından mahrum etmeyelim. Unutmayalım ki hayal tohumlarından sadece bilimsel keşifler çıkmaz. Savaşların bittiği, adaletin herkesin payına düştüğü, evrensel değerlerin herkes için geçerli olduğu barış dolu bir dünya da bunu hayal edebilenlerle kurulabilir. O halde, çocukları tertemiz hayaller kurabilecekleri, erdemlerle dolu bizden hikayeler ve bizden kahramanlarla tanıştıralım.”
Tüm aileleri bienali ziyaret etmeye davet eden Emine Erdoğan, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.
Cinsel sağlık konularındaki esprili diliyle tanınan Dr. Haydar Dümen’in ölümüyle birlikte ortaya çıkan dolandırıcılık hikayesi, büyük bir tezgahın kurulduğunu gözler önüne serdi. Eşi Gülten Dümen’in, İstanbul Cihangir’deki 5 katlı binalarını kurtarmak için girdiği çıkmaz, eşyalarının çalınması ve mal varlıklarının kaybedilmesiyle sonuçlandı.
Borç Kapanı ve Tefeci Tuzağı
92 yaşındaki Dr. Haydar Dümen, Covid-19 tedavisi için hastaneye kaldırıldığı dönemde, eşi Gülten Dümen büyük bir borç yükü altındaydı. Maddi sıkıntılardan kurtulmak amacıyla Cihangir’deki bina satılmak istense de işler planlandığı gibi gitmedi. Silivri’deki yazlık komşusu Gökhan Ataş, binayı satmak yerine bir tefeciyle tanıştırarak çifte “geçici çözüm” sundu. Ancak bu, çetenin tuzağına düşmenin ilk adımıydı.
Yapılan anlaşmaya göre, yaklaşık 45 milyon TL değerindeki bina, tefecilere devredilecek ve karşılığında 5 milyon TL ödeme yapılacaktı. Ancak bu süreçte tapu devri sırasında Gülten Dümen’in, henüz ödeme yapılmadan “parayı aldım” dediği bir belge imzalatıldı. Bu imza, dolandırıcılık zincirinin ilk halkası oldu.
Haydar DümenBinayı Kaybetti, Evdeki Kasayı Soydular
Haydar Dümen’in ölümünden sonra, Gülten Dümen mirasçılarla anlaşmazlık yaşarken çete planlarını derinleştirdi. Evin satış sürecini sürekli erteleyen çete, Gülten Dümen’i tehdit ederek, sahte belgelerle binanın yeni sahiplerine devredildiği izlenimi yarattı. Çetenin üyeleri, sadece binayı değil, evdeki eşyaları ve kasayı da çaldı.
Gülten Dümen’in şoförü Mustafa Genç’in ifadesine göre, Silivri’de çetenin ofisinde yaşanan bir olayda kendisine silah doğrultulmuş, darp edilmiş ve ses kayıtları zorla sildirilmişti. Gülten Dümen ise bu baskılar karşısında bayılmış ve olayların ardından büyük bir travma yaşamıştı.
Polis ve Yargı Bağlantıları Ortaya Çıktı
Dolandırıcılık ve tefecilik ağı, sadece mağdurlarla sınırlı kalmayıp, iddialara göre polis ve yargı mensuplarıyla da bağlantılıydı. Çete lideri olduğu iddia edilen Tanju Aksu’nun, kendisini koruyan üst düzey polis müdürleriyle iş birliği yaptığı, hatta husumet yaşadığı kişilere operasyon düzenlettirdiği öne sürüldü.
Operasyon Başlatıldı, Çete Çökertildi
20 Mayıs 2024’te başlatılan operasyonla çetenin büyük bir kısmı yakalanarak tutuklandı. Ancak çetenin lideri olduğu belirtilen Tanju Aksu halen kaçak durumda. Soruşturma sırasında, aynı yöntemlerle mağdur edilen 6 kişinin daha olduğu tespit edildi.
Haydar Dümen ve eşine kurulan bu dolandırıcılık ağı, mal varlığıyla birlikte hayatlarına da büyük bir darbe vurdu. Olayın hukuki boyutlarıysa hâlâ sürüyor.
Kaynak: Magazin Haberleri