03 Nisan 2026 Cuma
Bebeklerin beslenmelerinde anne sütünden sonra biberonlar aracılığıyla gıdaya ulaştıkları
Bebek beslenme sürecinde doğru ekipman seçimi sadece konforlu değil, aynı zamanda bebeklerin sağlık ve gelişimi açısından da kritik bir rol oynar. Piyasada onlarca farklı materyal ve tasarım bulunurken, bebeğiniz için en sağlıklı olanı seçmek bazen kafa karıştırıcı olabilir.
İşte! Bebeğinizin beslenme saatlerini hem güvenli hem de keyifli hale getirecek kapsamlı biberon rehberimiz….

BİBERON SEÇİMİNİN ÖNEMİ
Biberon seçimi, sadece bir süt kabı seçmekten ibaret değildir. Yanlış seçimler belli başlı sorunlara yol açabilir:
Kolik ve Gaz Sancıları: Hava yutan bebeklerde şiddetli gaz sancıları oluşur.
Biberon Reddi: Anne memesine benzemeyen başlıklar, bebeğin emme refleksini bozabilir.
Kimyasal Maruziyet: Düşük kaliteli plastikler, sıcakla temas ettiğinde zararlı maddeleri süte sızdırabilir.

EN SAĞLIKLI BİBERON MATERYALLERİ
Biberon seçiminde şekil bakımı kadar hangi materyalle yapıldığı da önemlidir. Sağlık denilince akla gelen ilk kural şudur: BPA, BPS ve Fitalat içermeyen ürünlere yönelmek.
1. CAM BİBERONLAR
Cam, doğası gereği gözeneksizdir. Bu sayede koku tutmaz ve bakteri üretmez.
ÖNERİLEN BİBERON MODELLERİ
Evde kolayca yapabileceğiniz Japon usulü uzun çıtır patates tarifiyle sofralarınıza farklı bir dokunuş ekleyin. Sadece birkaç malzemeyle hazırlanan bu özel patates tarifi, lezzetiyle herkesi kendine hayran bırakacak.
Dışı altın sarısı ve çıtır çıtır, içi ise yumuşacık bir patates hayal edin… Japon mutfağından ilham alan bu uzun çıtır patates tarifi, klasik patates kızartmasına bambaşka bir yere taşıyor.
Hem görünümüyle iştah açan hem de lezzetiyle bağımlılık yapan bu tarif, çay saatlerinden atıştırmalık tabaklarına kadar her sofraya çok yakışacak. Üstelik yapımı düşündüğünüzden çok daha pratik! Farklı ve nefis bir patates deneyimi arıyorsanız, bu tarif tam size göre!
JAPON USULÜ UZUN ÇITIR PATATES TARİFİ

Japon usulü uzun çıtır patates tarifi için gerekli malzemeler:
JAPON USULÜ UZUN ÇITIR PATATES TARİFİ NASIL YAPILIR?

Patatesleri küp küp doğrayın ve geniş bir tencereye alın.
Üzerini 2–3 cm geçecek kadar soğuk su ekleyin.
Yüksek ateşte yaklaşık 15–20 dakika, yumuşayana kadar haşlayın.
Haşlanan patatesleri süzüp sıcakken pürüzsüz kıvam alana kadar ezin.
Mısır nişastası, sarımsak tozu, tuz ve baharatları ekleyip yoğurun.
Hamur toparlanmazsa azar azar süt ekleyerek kıvam verin.
Hamuru yağlı kağıt serili tepsiye alıp ince bir dikdörtgen şeklinde yayın.
Buzdolabında 20–30 dakika dinlendirerek sertleşmesini sağlayın.
Hamuru çıkarıp ince uzun şeritler halinde kesin.
Tavada yağı ısıtın ve patates şeritlerini kızartmaya hazır hale getirin.
Afiyet olsun!
Geçtiğimiz günlerde hastaneye kaldırılan usta sanatçı Orhan Gencebay, sevenlerini korkutmuştu. Gördüğü tedavinin ardından taburcu olan usta sanatçının, ailesiyle birlikte ilk görüntüleri geldi.
Türk müziğinin usta ismi Orhan Gencebay, yüksek ateş şikayetiyle hastaneye kaldırılarak sevenlerini korkutmuştu. 81 yaşındaki Gencebay’ın, koronavirüs şüphesiyle tedbir amaçlı bir süre hastanede gözlem altında tutulduğu öğrenilmişti.

“ORHAN BABA KALE GİBİ MAŞALLAH”
Usta sanatçının sağlık durumuyla ilgili güzel haberi ise eşi Sevim Emre vermişti. Emre, usta sanatçının sağlık durumuna dair yaptığı açıklamada, “Kontroller bitti. Orhan Baba kale gibi maşallah” diyerek yüreklere su serpti.

İLK GÖRÜNTÜLER GELDİ
Sağlık durumu endişelendiren Gencebay’ın hastane sonrası ilk görüntü geldi. Sevim Emre’nin sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğrafta, Gencebay’ın oldukça neşeli olduğu görüldü.

6 Şubat depremini arka planına alırken bireysel kaybın ötesine geçerek göç, aidiyet ve hayatta kalma mücadelesine odaklanan “Kimsesizler Coğrafyası”, İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Zekeriya Çetin tarafından kaleme alınan eser, kuzeninin ölüm haberiyle Hatay’a giden anlatıcının, enkaz başında beklerken Ali adında Iraklı bir mülteciyle tanışmasını konu alıyor.
DEPREMİN ENKAZINDA KESİŞEN HAYATLAR
Roman boyunca Ali’nin Irak’tan başlayıp İran, Van, İstanbul ve Hatay’a uzanan yaşam öyküsü, savaşın ve zorunlu göçün görünmeyen yüzünü ortaya koyuyor.

Kaçak çalışılan işler, maruz kalınan şiddet, toplama kampları, kaybedilen arkadaşlar ve tüm bunların içinden filizlenen bir aşk hikâyesi, anlatıcının kendi yas süreciyle iç içe geçiyor.
Büyük felaketlerin istatistiklerden ibaret olmadığını hatırlatan kitap, okuyucuyu hem tanıklığa hem de empatiye çağırıyor.
Annesi zincirle bağlı olduğu için yemeğe ulaşamayınca yavrusu annesine ağzıyla yemeği taşıyarak ulaştırdı. Minik buzağının annesine yemek götürdüğü anlar kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
Annesi yemeğe ulaşamayınca tatlı buzağı annesine ağzıyla mısır taşıdı. Görüntüler kısa sürede sosyal medyada viral olurken kullanıcılardan çok sayıda “Hayvanları tanıdıkça, insanın hain ve vahşi olduğunu daha İyi görüyoruz?” gibi yorumlar geldi.