12 Ocak 2026 Pazartesi

Zihnimizin yorulduğunu çoğu zaman fark etmeyiz, düşünmeye, planlamaya, çözüm üretmeye devam ederiz. Oysa beden, bu görünmez yükü çok daha erken hissetmeye başlar. Uykunun bölünmesi, nefesin daralması, mide hassasiyeti ya da kalbin sebepsiz gibi görünen çarpıntıları… Hepsi zihnin taşıdığı yükün bedende bıraktığı izler. Modern hayatın hızında duygular çoğu zaman geride kalırken zihin, kontrolü elden bırakmamak için daha da hızlanmak zorunda kalıyor. Bu hız arttıkça iç ses çoğalıyor, iç gürültü yükseliyor ve beden, fark edilmek için kendi dilini kullanmaya başlıyor. Acıbadem Life’tan Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri’ye göre bu tablo, yalnızca stresli bir dönemden geçmenin değil, duygularla temasın zorlaştığı anların da güçlü bir göstergesi.

Launchmetrics Spotlight
Bedenin Yardım Çığlığı
Günümüzde pek çok kişi “kafam bir türlü durmuyor” cümlesiyle yaşadığı zihinsel yorgunluğu tanımlıyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca yoğun düşünme hali değil, stres, bastırılan duygular ve bedenin verdiği sessiz sinyallerle yakından ilişkili. Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, zihinsel yük arttıkça bedenin alarm verdiğini vurguluyor: “Uyku bozuluyor, nefes değişiyor, mide hassaslaşıyor. Zihin ve beden birbirinden bağımsız çalışmıyor, biri zorlandığında diğeri mutlaka tepki veriyor.” Günlük hayatta çoğu zaman fazla düşünmenin bir alışkanlık ya da kişilik özelliği olduğu sanılıyor. Oysa Gözeri’ye göre zihnin hızlanması, çoğu zaman duygularla temas etmekte zorlanılan dönemlerin bir işareti. “Zihin, duygulara yaklaşamadığında devreye girer ve düşünce üretimini artırarak kendini korumaya çalışır” diyen Gözeri, stres sisteminin aktive olduğu anlarda zihinsel temponun fark edilmeden arttığını söylüyor. Aynı düşüncenin tekrar tekrar gelmesi, iç konuşmaların durmaması ya da detaylarda kaybolma hali ise çoğu zaman zihnin bir yardım çağrısı niteliğinde.
Stres, Düşünceler ve Duygular Birbirini Besliyor
Uzmanlara göre zihinsel yorgunluk yalnızca kafa karışıklığıyla sınırlı kalmıyor. Stres sistemi uzun süre devrede kaldığında beden de sürece dahil oluyor. Gözeri bu durumu şöyle özetliyor: “Uykuya dalmak zorlaşır, kaslar gerilir, mide hassaslaşır, nefesin ritmi değişir. Baş ağrısı, mide yanması, kalp çarpıntısı, boyun ve omuzlarda gerginlik… Bunların tamamı zihinsel yükün bedensel yankılarıdır.” Yani beden, zihnin söyleyemediklerini farklı belirtilerle dile getiriyor. Stres, düşünceler ve duygular arasında sürekli bir döngü olduğunu belirten Gözeri, bu üçlünün birbirini beslediğine dikkat çekiyor. İçsel sıkışmışlık arttığında en basit günlük işlerin bile göz korkutucu hale gelebildiğini söylüyor. Bu noktada önerisi net: Duyguları bastırmak yerine tanımaya çalışmak, gün içinde kısa nefes molaları vermek ve zihne küçük aralar yaratmak yükü hafifletebilir. Süre uzadığında, sosyal hayattan kopma ve günlük işlevlerin zorlaşması başladığında ise uzman desteği almak büyük önem taşıyor. Uzmanımıza göre iyileşme sürecinin en kritik noktası ise farkındalık: “Zihinsel ve bedensel yüklerinizi fark ettiğiniz an değişim başlamış demektir. Görünür olan her duygu ve stres faktörü dönüşümün kapısını aralar.” Zihninizi susturmaya çalışmak yerine onu dinlemek, bedeninizin verdiği sinyalleri ciddiye almak ise bu sürecin en önemli anahtarlarından biri.
Oktay Kaynarca’nın sunduğu Kim Milyoner Olmak İster’in dün akşam yayınlanan bölümünde, yarışmacının ”spor” yerine ”felsefe” yanıtını vermesi sonucu 3. soruda eleme gerçekleşti. Yarışmacının, “Şok içerisindeyim” sözlerine Kaynarca, “Ben de” diyerek şaşkınlığını gizleyemedi.
Atv ekranlarını fenomen yarışma programı Kim Milyoner Olmak İster, Oktay Kaynarca‘nın sunumuyla 11 Ocak Pazar akşamı yayınlanan bölümde renkli ve şaşırtan anlara neden oldu. 25 yaşındaki yarışmacı Edanur, 3. soruda heyecanına yenik düşerek yarışmaya veda etti.

SORUYU TEKRAR OKUMASINA RAĞMEN OLMADI
Yarışmacıya yöneltilen “Kullanışı rahat, kolay olan şeyler için kullanılan ifade hangisidir?” sorusu dikkat çekti. Soruyu yeniden okumasına rağmen doğru şık olan “spor” yerine “felsefe” cevabını işaretleyen yarışmacı, yanlış yanıtlamasıyla 5000 TL ile yarışmaya veda etti.
OKTAY KAYNARCA ŞAŞKINLIĞINI GİZLEYEMEDİ
Yanlış cevap veren yarışmacı “Şok içerisindeyim şu an” deyince da “Ben de” diyerek şaşkınlığını gizleyemedi.

Ünlü oyuncu Pınar Altuğ 450 bin TL para isteyen takipçisinin mesajı karşısında ne yapacağını bilemedi. Altuğ, kendi sosyal medya hesabından paylaşarak isyan etti.
Son günlerde magazin dünyasında sıkça adından söz ettiren Pınar Altuğ, bir takipçisinden gelen mesajla yeniden gündeme geldi. Ünlü oyuncu, gelen mesajda bir takipçisinin kendisinden 450 bin TL para istediğini söyledi. Altuğ, kendisinden bu kadar rahat para istemesine tepki gösterdi.

“450 BİN LİRA ZARARIM VAR”
Ünlü oyuncunun paylaştığı mesajda, Gaziantep’te yaşadığını belirten kişi dolandırıldığını ve maddi olarak zor durumda olduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Merhaba Pınar Hanım, 2 gün önce dolandırıcıların oyununa geldim. 4 çocuk babasıyım, 9 aylık inşaat paramı aldılar. Çok perişan oldum, bana yardımcı olabilir misiniz? 450 bin lira zararım var”

“SAYI SAYMAYI BİLMİYOR”
Altuğ, aldığı mesaj karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. “Yani zor durumda elbet, anlarım. Ama birinden bu kadar rahat para istemek? Bence sayı saymayı bilmiyor” diyerek takipçisini ifşa etti.
Çocuklarda epilepsi her zaman kasılma ve titreme ile ortaya çıkmayabiliyor. Bazı nöbetler dalgınlık, ani duraksama ya da okul başarısında düşüş gibi fark edilmesi zor belirtilerle kendini gösterebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Betül Kılıç, ailelerin bu sessiz belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini vurgulayarak, önemli uyarılarda bulundu.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi, çocukluk çağında sinsi yüzünü gösterebiliyor. Büyük nöbetlerin aksine, dışarıdan fark edilmesi zor olan belirtiler, tanı konulmasını geciktirebiliyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Betül Kılıç, ailelerin dikkat etmesi gereken gizli epilepsi sinyallerini anlattı.

NÖBETLER HER ZAMAN AYNI ŞEKİLDE OLMAYABİLİR
Epilepsi nöbetlerinin her çocukta farklı belirtilerle görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, “Bazı çocuklarda kollar ve bacaklarda kasılma, titreme gibi büyük nöbetler görülürken; bazı hastalarda ani dalmalar, bilinçte kısa süreli kopukluklar, sabahları ellerde sıçrama, ani korku hissi, farklı koku ya da tat algıları da nöbet belirtisi olabilir. Epilepsi bazen de çok hafif bulgularla kendini gösterebiliyor. Okul başarısında ani düşüş, gece fark edilmeden geçirilen nöbetlere işaret edebilen sabahları dil ısırığı, ağız içi kanama, açıklanamayan küçük yaralanmalar ve gün içinde sık dalgınlık halleri de epilepsi nöbeti olabilir” ifadelerini kullandı.

NÖBET ANINDA DOĞRU MÜDAHALE HAYATİ
Ailelerin nöbet sırasında sakin kalmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Kılıç, “Nöbet geçiren çocuk yan pozisyona alınmalı, hava yolunun açık kalması sağlanmalıdır. Ağız içine herhangi bir cisim sokulmamalı, su veya kolonya dökülmemelidir. Nöbet süresinin mutlaka kaydedilmesi ve mümkünse nöbet anının videoya alınması tanı açısından çok değerlidir. Nöbet süresi uzadığında ise acil müdahale şarttır. Eğer nöbet 5 dakikayı aşarsa vakit kaybetmeden 112 aracılığıyla çocuğun hastaneye ulaştırılması gerekir” dedi.
44
UYKUSUZLUK VE İLAÇ DÜZENSİZLİĞİ NÖBETLERİ TETİKLİYOR
Epilepsi nöbetlerini önlemede düzenli yaşamın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, “Uykusuzluk nöbetleri tetikleyen en önemli faktörlerden biridir. Ayrıca ilaçların önerilen doz ve saatlerde düzenli kullanılması şarttır. Atlanan dozlar kandaki ilaç seviyesini düşürerek nöbet riskini artırır. Bazı çocuklarda parlak ve yanıp sönen ışıklar nöbetleri tetikleyebiliyor. Ekran süresinin sınırlandırılması ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması gerekiyor. Epilepsi doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır” şeklinde konuştu.
Kısa süre önce enfeksiyon nedeniyle hastaneye kaldırılan 97 yaşındaki Haldun Dormen entübe edildi.
Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Haldun Dormen, yaşadığı enfeksiyon rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Bir süredir tedavisi devam eden Haldun Dormen, 5 Ocak’ta yoğun bakıma alındı.
OĞLU ENTÜBE EDİLDİĞİNİ DUYURDU
Usta sanatçının oğlu Ömer Dormen, babasının entübe edildiğini duyurdu. Ömer Dormen, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, babasının yoğun bakımda tedavi gördüğünü belirterek “Tedavisine yoğun bakımda devam edilen babam, bugün solunumunu daha iyi destekleyebilmek amacıyla entübe edildi. Babamın bunu da atlatacağına yürekten inanıyorum. İnşallah önümüzdeki günlerde sizlerle iyi haberlerini paylaşabiliriz. Dualarınızı eksik etmeyin!” ifadelerini kullandı.

‘TEDAVİM OLUMLU SEYREDİYOR’ DEMİŞTİ
7 Ocak’ta Haldun Dormen’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “Kontrol amaçlı olarak bulunduğum hastanede, tedavim olumlu yönde seyretmektedir. Süreç, kıymetli doktorlarımın yakın takibi ve özenle devam etmektedir. İlginiz ve güzel dilekleriniz için hepinize candan, gönülden teşekkür ederim. Lütfen yeni yıl dileklerinizin başına sağlığı koyunuz. Hepinizi kucaklıyorum.” ifadelerine yer verilmişti.