06 Mart 2026 Cuma
Yeşilay Haftası kapsamında Medipol’de düzenlenen “Gelecek Nesiller İçin Bağımlılığa Dur De” panelinde uzmanlar, kumar, alkol ve teknoloji bağımlılığındaki artışa dikkat çekti.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
Bağımlılık, yalnızca bireyleri değil aileleri ve toplumu da etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak her geçen gün daha fazla gündeme geliyor. 1–7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında Medipol Sağlık Grubu, “Gelecek Nesiller İçin Bağımlılığa Dur De” paneli düzenlendi.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu üstlenirken, konuşmacılar arasında Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Taha Can Tuman, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahime Gök ve Yeşilay Beykoz Şube Başkanı Uzm. Dr. Mahmut Talha Uçar yer aldı.
BAĞIMLILIK SON YILLARDA ARTIŞ GÖSTERİ

Panelin moderatörlüğünü üstlenen Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, bağımlılığın son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada artış gösteren ve tüm toplumu ilgilendiren önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.
Bağımlılığın son yıllarda hem ülkemizde hem de dünyada artış gösteren ve tüm toplumu ilgilendiren bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Kudu, “Bu nedenle bağımlılığı yalnızca bireysel bir mesele olarak değil, toplumsal bir sağlık sorunu olarak değerlendirmek gerekir. Bağımlılıklar çocuk yaşlarda da başlayabiliyor ve ebeveynlerin bu konuda bilinçli olması büyük önem taşıyor. Bağımlılık bir irade problemi değil, bir beyin hastalığıdır. Bu nedenle çok yönlü ele alınması gereken bir konudur. Bağımlılıkla mücadelede kararlı olmak ve pes etmeden çalışmaya devam etmek gerekiyor.” diye konuştu.
“ARTIK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU”
Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Taha Can Tuman ise özellikle son yıllarda kumar oynama bozukluğunda ciddi bir artış yaşandığına dikkat çekti. “Son yıllarda kumar oynama bozukluğunda çok ciddi bir artış var ve bu durum artık bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Kumar bağımlılığı kişinin kendisini, ailesini ve sosyal yaşamını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Kumar oynayamadığında kişilerde farklı ruh halleri ortaya çıkabiliyor ve çoğu zaman hastalar bize oldukça geç başvuruyor. Bu süreçte ağır depresyon ve intihar düşünceleri de görülebiliyor.
Günümüzde insanlar kumar oynamak için kumarhaneye gitmek zorunda değil; telefonları üzerinden çevrim içi platformlara kolayca ulaşabiliyorlar. Ödül sistemi ve erişimin kolay olması bağımlılık sürecini hızlandırıyor ve kişinin dürtü kontrolü de zamanla bozuluyor. Tedavi sürecinde aile desteği büyük önem taşıyor. Borçların kademeli şekilde yapılandırılması, para kontrolünün sağlanması ve kişinin sosyal çevresinin yeniden düzenlenmesi tedavinin önemli parçalarıdır.” dedi.
“BORSA BAĞIMLILIĞA DÖNÜŞEBİLİR”

Borsanın bağımlılık olup olmadığına da değinen Tuman, “Bizlere gelen sorulardan biri de borsa işlemlerinin bağımlılık olup olmadığıdır. Borsa aslında bir yatırım aracıdır ve uzun vadeli, kontrollü şekilde yürütülen işlemler bağımlılık olarak değerlendirilmez. Ancak kısa vadede yüksek kazanç elde etme isteğiyle sürekli ekran başında borsa takibi yapmak bağımlılığa dönüşebilir. Bu noktada ödül sistemi devreye girer ve kısa sürede kazanç sağlama beklentisi kişiyi farkında olmadan bağımlılığa sürükleyebilir.” ifadelerini kullandı.
“ALKOL BAĞIMLILIĞINDA TEDAVİ SÜRECİ OLDUKÇA ÖNEMLİ”

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahime Gök alkol bağımlılığıyla mücadelenin uzun yıllardır devam ettiğine dikkat çekti.
Alkol bağımlılığıyla mücadelede kişinin bırakma isteği ve motivasyonu oldukça önemlidir ve tedavi sürecini önemli ölçüde kolaylaşır diyen Gök, “Bazı kişiler ‘İstediğim zaman bırakabilirim.’ diyebiliyor ancak bu durum çoğu zaman bağımlılığın fark edilmesini geciktirebiliyor. Tedavi sürecinde alkolün bir anda bırakılması bazı sağlık sorunlarına yol açabileceği için bazı durumlarda yataklı tedavi süreci devreye girebiliyor. Bu süreçte düzenli takiplerin yapılması, kişinin sosyal çevresini yeniden düzenlemesi ve alkol temin ettiği ortam ve mekanlardan uzak durması oldukça önemlidir. Ayrıca aile bireylerinin de tedavi sürecine dahil edilmesi bağımlılıkla mücadelede önemli bir destek sağlar.” şeklinde konuştu.
“SADECE MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE ETMİYORUZ”

Yeşilay Beykoz Şube Başkanı Uzm. Dr. Mahmut Talha Uçar, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti.
Bağımlılığın oldukça geniş bir kavram olduğunu ve kişinin zarar görmesine rağmen sürdürdüğü alışkanlıkları kapsadığını belirten Uçar, “Günümüzde yalnızca madde bağımlılığı değil, teknoloji bağımlılığı gibi farklı alanlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Yeşilay’ın en büyük amacı toplumu bağımlılıklardan korumaktır. Bu noktada rehabilitasyon faaliyetleri büyük önem taşıyor. Bağımlılıkların da zamanla değişen trendleri var. Uyuşturucu maddeler bunların başında geliyor. Özellikle pandemiyle birlikte teknoloji bağımlılığında ciddi bir artış yaşandı. Sanal kumar bağımlılığı ise artık evlerimizin ve iş yerlerimizin içine kadar girmiş durumda. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde en çok başvuru aldığımız konuların başında sanal kumar bağımlılığı geliyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
Hamilelik döneminde pek çok anne adayı kendine ve bebeğine iyi bakabilmek adına en iyi şekilde beslenmeye gayret eder. Zira bu dönem özellikle bebeğin sağlıkla dünyaya gelmesi için önemli bir evredir. Biz de anne adaylarının hamilelik döneminde tüketmesi gereken besinleri sizler için derledik…
Anne adayı olduğunuzu öğrendiğiniz ilk andan itibaren, hayatınızdaki pek çok şeyle beraber mutfak alışkanlıklarınızın da değişmesi oldukça normaldir. Artık sadece kendi damak tadınız için değil, minik bebeğinizin gelişimi için de tabağınıza ne koyduğunuza dikkat etmeniz gerekir.

Bu düzen, bir diyet programından ziyade hem sizin hem de bebeğinizin ihtiyaç duyduğu besinleri almanızı sağlayacak bir beslenme programıdır. Bol su içerek vitamin ve mineralleri doğal yollardan almak en iyisi olsa da hamilelik sürecinde folik asit takviyesi almak da büyük önem taşır.
Hamilelikte dengeli beslenmek hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için oldukça önem taşır. İşte bu özel yolculukta tabağınızdan eksik etmemeniz gereken temel besin grupları ve faydaları…

PROTEİN KAYNAKLI BESİNLER
Bebeğinizin hücreleri, dokuları ve organları proteinden inşa edilir. Özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde protein ihtiyacınız belirgin şekilde artar. Bunun için aşağıdaki 3 proteini tabağınızdan eksik etmeyin.
YUMURTA: Anne sütünden sonra en kaliteli protein yumurta olarak bilinir. Ayrıca yumurta, beyin gelişimi için kritik olan kolin bakımından da oldukça zengindir.
KIRMIZI ve BEYAZ ET: Et, en büyük demir ve B12 vitamini kaynağından bir tanesidir. Ancak, enfeksiyon riskini önlemek adına etin tam piştiğinden emin olmanız hayati önem taşır.
BAKLAGİLLER: Mercimek, nohut ve fasulye hem protein hem de lif kaynağıdır. Gebelikte sıkça rastlanan sindirim sorunlarına yardımcı olabileceği için tüketilmesi tavsiye edilir.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ
Bebeğin iskelet sistemi oluşurken annenin kalsiyum depolarını kullanacağı için annenin daha fazladan kalsiyum alabileceği yiyecekleri tüketmesi gerekir.
YOĞURT ve KEFİR: Yoğurt ve kefir kalsiyum bakımından oldukça zengin iki gıdadır. Bu ikili sadece kalsiyum değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini destekleyen probiyotikleri de içerir.
PEYNİR: Anne adayları özellikle pastörize edilmiş sütle yapılmış peynirleri tercih ederek kalsiyum ihtiyacını güvenle karşılayabilir.

YEŞİLLİKLER ve MEYVELER
Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler: Ispanak, pazı ve brokoli; folat (folik asit), demir ve C vitamini açısından zengindir. Folat, bebeğin sinir sistemi gelişimi için kritik öneme sahiptir.
Turunçgiller ve Çilek: Yüksek C vitamini içerikleri sayesinde bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırırlar.
Avokado: Sağlıklı yağlar (Omega-3 benzeri) ve potasyum içerir; bebeğin cilt ve beyin dokusu gelişimi için harika bir yakıttır.

TAM TAHILLAR
Nişastalı gıdalar, enerji ve tokluk sağladığı için günlük öğünlerinizin üçte birini oluşturmalıdır. Beyaz un yerine tam tahıllara yönelmek, kan şekerinizi dengede tutar ve gebelik şekerini önlemeye yardımcı olur.
Yulaf ve Karabaşak: Magnezyum ve lif açısından zengindir.
Tam Buğday Ekmeği: Uzun süre tokluk sağlar ve B vitaminleri sunar.

Ceviz ve Chia Tohumu: Bitkisel Omega-3 kaynaklarıdır.
Yağlı Balıklar (Somon, Sardalya): Düşük cıvalı balıkları haftada 1-2 kez tüketmek, bebeğin bilişsel yeteneklerini destekler.

ANNE ADAYLARININ TÜKETMEMESİ GEREKEN BESİNLER
Anne adayları için beslenme, sadece enerji toplamak değil, bebeğe gelişimini güvenli tutmaktır. Olası bir dikkatsizliği engellemek adına kaçınmanız gerekenler:
Pastörize edilmemiş sütlerden ve bu sütlerle yapılan yumuşak peynirlerden (köy peyniri gibi) uzak durun. Bu ürünler, zararlı bakteriler için adeta bir davetiyedir. Etlerin iç kısmının iyice piştiğinden ve yumurtanın akı ile sarısının katılaştığından emin olun.
Çay kahve tüketiminde küçük sınırlar getirerek dengeli tüketmeniz tavsiye edilir. Çayı açık tüketmek gerekirken, kahveyi de günlük en fazla 1 fincan tüketmeniz önerilir.
Bazı bitkiler rahim kasılmalarını tetikleyip düşük riskini artırabildiği için bu süreçte bitki çaylarına ara vermek en güvenli yoldur.
Eğer hipertiroidi gibi özel bir sağlık durumunuz yoksa, bebeğin zihinsel gelişimi için yemeklerinizde iyotlu tuz tercih edin. Tuz kullanımına da dikkat edilmesi oldukça önemlidir.
Sürpriz nikahlarıyla sevenlerini şaşırtan Gamze Özçelik ve Boşnak asıllı Reshad Strik’in tanışma hikâyesi merak konusu oldu. Reshad Strik, katıldığı bir programda Özçelik ile nasıl tanıştıklarını anlattı.
Eski oyuncu ve Umuda Koşanlar Derneği kurucusu Gamze Özçelik, Boşnak asıllı Avustralyalı oyuncu Reshad Strik ile Haziran 2024’te evlendi. Sürpriz bir nikahla hayatlarını birleştiren çift, sosyal medya paylaşımlarıyla mutluluklarını takipçileriyle paylaşmıştı.

TANIŞMA HİKAYELERİ MEST ETTİ
Reshad Strik, katıldığı Bir Ramazan Akşamı programında, “iyilik meleği” olarak tanınan Gamze Özçelik ile nasıl tanıştığını anlattı. Evlilikleriyle uzun süre konuşulan ünlü çiftin tanışma hikayesi izleyenleri mest etti.

“ONUN YARDIMSEVERLİĞİ VE RUHUNA AŞIK OLDUM”
Strik, tanışma sürecini şu sözlerle aktardı:
“Gana’da bir köye gittim. İki yıl sonra Gamze, Umuda Koşanlar ekibiyle aynı köye gitti. Köydekiler, benim oraya gittiğimden bahsetmiş. Daha sonra Gamze bana mesaj attı ve Umuda Koşanlar Derneği’ne davet etti. Dernek ziyaretine gittim ve tanıştık. Onunla birlikte yardım faaliyetlerinde bulunmaya başladık. Sonra Gamze’ye aşık oldum ve evlendik.”

Strik, eşine destek verdiğini ve birlikte yardım çalışmalarını sürdürdüklerini de dile getirdi:
“Eşime çok destek vermem lazım. Gamze gerçekten çok mücahit bir kadın; yardım etmek, sadaka vermek için her türlü zorluğu göze alıyor. Onun yardımseverliği ve ruhuna aşık oldum. Helal olsun diyorum ve her zaman şaşırıyorum.”
Halk TV Ana Haber spikeri Ece Üner, ana haber bültenini kapatırken izleyenleri şaşırtan bir hamle yaptı. Yayının sonunda Türkçe konuşmayı bitirerek İspanyolca’ya geçen Üner, İspanya’ya yönelik özel bir mesaj iletti.
Üner’in İspanyolca mesajından ana bölüm:
“Gracias por estar en el lado correcto de la historia. Gracias por representar la conciencia común de la humanidad.”
Bu ifadeyle İspanya’nın tarihsel ve insan haklarıyla ilgili duruşuna teşekkür ettiğini belirtti.
Ece Üner Neden İspanyolca Konuştu?
Ece Üner’in bu sürpriz İspanyolca konuşmasının arkasında, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in uluslararası politika ve savaş karşıtı tutumunun sosyal medyada geniş yankı bulması yatıyor.
Üner, konuşmasına şöyle başladı:
“Artık İspanyollar da bizim medyayı yakından takip ettiğine göre bu dostluğa bizim de bir katkımız olsun.”
Bu sözlerle iki ülke arasındaki iletişime ve dostluğa vurgu yaparak konuşmayı İspanyolca olarak sürdürdü.
Sosyal Medya ve Uluslararası Yankılar
Ece Üner’in İspanyolca mesajı sosyal medyada hızla yayıldı. Viral olan video özellikle İspanya’da kullanıcıların ilgisini çekti ve Türk-İspanyol dostluğunu öne çıkaran paylaşımları tetikledi.
İspanyol basın organları da Üner’in bu jestini haberleştirerek geniş kitlelere ulaştırdı.
Medyada Sıcak Karşılama
Ece Üner’in İspanyolca konuşması hem Türkiye’de hem de İspanya’da çeşitli haber sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında gündem oldu. Bu jest, iki ülke arasındaki medya ve halk ilişkilerine olumlu bir katkı olarak değerlendirildi.
Kaynak: Magazin Haberleri
Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Murat Dalkılıç, bir kez daha geçirdiği burun ameliyatıyla magazin gündeminin merkezine yerleşti. Daha önce defalarca operasyon geçiren ünlü şarkıcının bu kez 13. kez burun ameliyatı olduğu öğrenildi.
Murat Dalkılıç’ın Bitmeyen Burun Ameliyatları Gündemde: 13. Kez Ameliyat MasasındaYıllardır Süren Sağlık Sorunu
Murat Dalkılıç’ın burun operasyonlarının arkasında yalnızca estetik değil, uzun süredir yaşadığı sağlık sorunları bulunuyor. Ünlü şarkıcının geçmişte yaptığı açıklamalarda, çocukluk yıllarında yaşadığı bir kazanın ardından burnunda ciddi deformasyon oluştuğunu ve bu nedenle zaman zaman operasyon geçirmek zorunda kaldığını belirtmişti.
Doktorların müdahaleleriyle burnundaki sorunların giderilmeye çalışıldığı süreç, yıllar içinde birden fazla ameliyatı beraberinde getirdi.
Murat Dalkılıç’ın 13. Operasyon Magazin Gündemine Oturdu
Son operasyonun ardından Murat Dalkılıç’ın toplam ameliyat sayısının 13’e ulaşması sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Hayranları ünlü şarkıcıya geçmiş olsun mesajları gönderirken, birçok kişi de bu kadar çok operasyon geçirmesinin nedenini merak etti.
Sanatçının sağlık durumunun iyi olduğu ve ameliyatın planlı bir operasyon olduğu öğrenildi.
Murat Dalkılıç Daha Önce de Açıklama Yapmıştı
Murat Dalkılıç daha önce katıldığı programlarda burun ameliyatlarıyla ilgili samimi açıklamalarda bulunmuştu. Şarkıcı, operasyonların çoğunun estetik amaçlı değil, nefes alma ve sağlık problemlerini çözmek için yapıldığını dile getirmişti.
Uzmanlara göre bazı durumlarda burun bölgesindeki yapısal problemler, birden fazla cerrahi müdahale gerektirebiliyor.
Kaynak: Magazin Haberleri