DOLAR 45,4055 0.09%
EURO 53,3630 -0.21%
ALTIN 6.873,02-0,47
BITCOIN 3668071-1.30257%
İstanbul
21°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Alpkan Koç

Alpkan Koç

14 Mayıs 2026 Perşembe

Yıkımın ortasında yeşeren umut: Gazze’de 50 çiftin nikahı kıyıldı!

Yıkımın ortasında yeşeren umut: Gazze’de 50 çiftin nikahı kıyıldı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Soykırımcı İsrail’in ablukası altındaki Gazze Şeridi’nde düzenlene toplu nikah töreninde, 50 Filistinli çiftin nikahı kıyıldı. Aylarca süren savaşa ve zorlu çadır hayatına rağmen, genç çiftlerin mutluluğu herkese umut ışığı oldu.

Gazze’de İnsan Hak ve Hürriyetleri(İHH) İnsani Yardım Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen toplu nikah töreniyle 50 Filistinli çiftin nikahı kıyıldı. İHH’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada “Gazze’deki zorlu koşullara rağmen bölge halkı sevindirmek ve yüzlerini güldürmek amacıyla yapıldığı” açıklandı.

Gazze şehrinin batısında açık alanda düzenlenen törene katılan Filistinli çiftler Türkiye ve Filistin bayraklarını taşırken, damatlar Mescid-i Aksa ve Filistin işlemeli atkı taktı.

TÖRENDE İKİ DEVLETİN DE MİLLİ MARŞLARI OKUNDU

İstiklal Marşı ve Filistin milli marşının okunduğu törende, Filistin’e ait yöresel müzikler çalındı ve halk oyunları sahnelendi. 

İHH’nın Gazze Temsilcisi Eşref Yılmaz da AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplu nikah törenine katılan yetimlerin uzun yıllardır vakfın himayesinde bulunduğunu söyledi.

“Bu gençlere yıllarca sponsorluk desteği verdik. Eğitimleriyle, sağlıklarıyla ve gelecekleriyle ilgilendik.” diyen Yılmaz, İHH’nın yetimlere maddi destek sağlamanın yanı sıra onlarla bizzat ilgilendiğini belirtti.

“50 ÇİFTE YUVA KURMALARINDA DESTEK OLUYORUZ”

Düğün töreniyle gençlerin hayatlarında yeni bir aşamaya geçtiklerini ifade eden Yılmaz, “Şimdi ise yuva kurmalarının ilk aşamasındayız. Bu proje kapsamında tam 50 çifte destek oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Toplu düğün organizasyonunun Çeyiz Vakfı ile İHH tarafından desteklendiğini belirten Yılmaz, katkıda bulunanlara teşekkür etti.

Devamını Oku

Emine Erdoğan Kazakistan’da Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı’nın açılışını gerçekleştirdi

Emine Erdoğan Kazakistan’da Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı’nın açılışını gerçekleştirdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’daki resmi temaslarına eşlik eden eşi Emine Erdoğan, Kazakistan Seyfullin Devlet Tarım Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı’nın açılışını gerçekleştirdi. Erdoğan, açılışa ilişkin sosyal medya hesabından da paylaşımda buludu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’daki resmi temaslarına eşlik eden eşi Emine Erdoğan, ülkenin köklü eğitim kurumlarından biri olan Saken Seyfullin Kazak Tarım Teknik Araştırma Üniversitesi’ne ziyarette bulundu. Emine Erdoğan, burada Kazakistan Sağlık Bakanı Akmaral Alnazarova ve beraberindeki heyetle birlikte Uluslararası Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı’nın açılış kurdelesini “Hayırlı olsun” diyerek kesti.

Erdoğan, açılışın ardından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleriyle kurulan laboratuvarı gezdi. Ardından Üniversite Rektörü Tireuov, Emine Erdoğan’a Uluslararası Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı’nın çalışmaları ve sıfır atık programı kapsamında Türkiye ile işbirliklerine ilişkin bilgi verdi.

Emine Erdoğan, daha sonra üniversite bünyesinde yapılan organik tarım çalışmaları sonucu üretilen ürünlerin yer aldığı stantları gezerek, organik tarım çalışmalarına ilişkin bilgi aldı.

“BU ANLAMLI GİRİŞİMİN TÜRKİYE İLE KAZAKİSTAN ARASINDAKİ KARDEŞLİĞİ PEKİŞTİRMESİNİ DİLİYORUM”

Açılışa ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:

“Kazakistan ziyaretimiz kapsamında açılışını gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı’nın hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye’nin dost eli TİKA’nın destekleriyle, Saken Seyfullin Kazak Tarım Teknik Araştırma Üniversitesi’ne kazandırılan laboratuvarın, sıfır atık, sürdürülebilir tarım, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi alanlarında önemli çalışmalara ev sahipliği yapacağına yürekten inanıyorum. Bu anlamlı girişimin Türkiye ile Kazakistan arasındaki kardeşliği pekiştirmesini diliyor, projede emeği geçenleri gönülden tebrik ediyorum.”

Devamını Oku

60 gündür tutuklu bulunan Testo Taylan hakkında karar verildi

60 gündür tutuklu bulunan Testo Taylan hakkında karar verildi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Testo Taylan” olarak tanınan Taylan Özgüç Danyıldız, yaklaşık 60 gün süren tutukluluğun ardından ilk duruşmada tahliye edildi.

YouTube kanalında yayınladığı videolar nedeniyle “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” ile “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” kapsamında tutuklanan ve kamuoyunda “Testo Taylan” olarak tanınan Taylan Özgüç Danyıldız hakkında karar verildi.

TAHLİYE EDİLDİ

Testo Taylan

Yaklaşık 60 gündür tutuklu bulunan Danyıldız, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, görülen duruşmada Taylan Özgüç Danyıldız’ın tahliyesine karar verdi.

Devamını Oku

Yapay zekayı terapist olarak kullanmayın! Uzmanlar uyarıyor: Yapay zeka bize hükmediyor

Yapay zekayı terapist olarak kullanmayın! Uzmanlar uyarıyor: Yapay zeka bize hükmediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son dönemde yalnızlığa çözüm olarak görülen yapay zeka sohbetleri, sanılanın aksine insan psikolojisi üzerinde ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlar, yapay zekayla kurulan duygusal bağın insanın karar verme yetisini dondurduğu ve sosyal izolasyonu derinleştirdiği konusunda uyarıyor.

Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte birçok kişi yalnızlığını gidermek veya tavsiye almak için yapay zeka uygulamalarına yöneliyor. Ancak Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, bu durumun “sinsi bir tehlike” barındırdığını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.

YAPAY ZEKA MUHAKEME YETENEĞİNİ BLOKE EDİYOR

Doç. Dr. Yöyen, insanların sosyal varlıklar olduğunu ve sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla gidermeye çalışmalarının doğal ancak riskli bir süreç olduğunu ifade etti. Yapay zekadan alınan “robotik” tavsiyelerin, bireyin günlük yaşamdaki problem çözme becerilerini körelttiğini vurgulayan Yöyen, şunları söyledi:

“Yapay zeka, insanın düşünme ve muhakeme etme süreçlerini bloke ediyor. Sorunlara karşı geliştirilen ‘çiçek al, özür dile’ gibi standart ve mekanik çözümler, insanı da robotik bir davranış kalıbına sokuyor. Bu durum, insanın en temel yetisi olan kendi kararlarını verme becerisine zarar veriyor.”

GENÇLER SOSYAL İZALOSYON TEHDİDİ ALTINDA

Özellikle kendisini toplumda ifade etmekte zorlanan gençlerin yapay zekayı bir “arkadaş” olarak konumlandırdığına dikkat çekildi. Uzmanlara göre, dijital dünyada teselli arayan gençler, aile ve sosyal çevrelerinden koparak daha derin bir yalnızlığa sürükleniyor.

Bu noktada ailelerin, çocuklarının dijital alışkanlıklarını yakından takip etmesi gerektiği belirtiliyor.

“YAPAY ZEKA TERAPİ YAPAMAZ”

Son zamanlarda yapay zekanın bir “terapi aracı” gibi kullanılmasına da değinen Doç. Dr. Yöyen, bu durumun tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı:

Uzman Şartı: Psikolojik tedavinin bir uzman eşliğinde, özel tekniklerle yürütülmesi gerektiği, “kendi kendine terapi” diye bir kavramın bilimsel olarak karşılığı olmadığı vurguladı:

“Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir”

DEPRESYONA SÜRÜKLÜYOR

Yanlış Teşhis Riski: Yapay zekanın kullanıcıdan aldığı eksik veya yanlış bilgilerle hatalı yönlendirmeler yapabileceği, bunun da depresyonu derinleştirerek bireyi geri dönülemez yollara sürükleyebileceği ifade edildi.

SORUMLULUK KULLANICILARDA

Yapay zekanın bir algoritmadan ibaret olduğunu hatırlatan uzmanlar, bu araçların ancak bir uzman yönlendirmesiyle ve bilinçli bir şekilde kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. Aksi takdirde, dertleşmek için açılan sohbet pencereleri, bireyin ruh sağlığı için karanlık bir tünele dönüşebilir.

Devamını Oku

Cerrahide ezber bozan yöntem! “Eras” ile hızlı iyileşme

Cerrahide ezber bozan yöntem! “Eras” ile hızlı iyileşme
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ameliyat sonrası günlerce hastanede yatma devri kapanıyor. Modern cerrahinin yeni rotası ERAS protokolü, kişiye özel beslenme ve erken hareket stratejisiyle iyileşme süresini kısaltıyor. Uzmanlar, cerrahi başarının artık ameliyattan çok önce başladığını vurguluyor.

HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE

Ameliyat sonrası uzun, ağrılı ve hastanede günlerce süren yatış dönemleri artık tarih oluyor. ERAS (Enhanced Recovery After Surgery) yöntemi, ameliyat öncesi vücudu özel beslenmeyle hazırlayıp cerrahi stresi en aza indiren, ameliyat sonrasında ise hastayı beklemeden yemeğe başlatıp erkenden ayağa kaldırarak vücudun doğal iyileşme sürecini hızlandıran modern bir sistem olarak öne çıkıyor.

İYİLEŞME AMELİYAT ÖNCESİNDE BAŞLIYOR

Medipol Sağlık Grubu’ndan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Serdar Epözdemir, bu yenilikçi protokol ile iyileşme sürecinin ameliyat masasında değil, ameliyattan çok önce başladığını vurgulayarak sistemin detaylarını anlattı.

Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Serdar Epözdemir

ERAS yöntemiyle hastaların hem çok daha hızlı toparlandığını hem de taburculuk süreçlerinin ciddi oranda kısaldığını belirten Prof. Dr. Serdar Epözdemir, “Bu uygulama cerrahi sonrası iyileşmeyi hedefler ancak her şey ameliyat öncesinde başlar. Çünkü bu süreç bir ekip işidir. Cerrah, anestezi uzmanı, hemşire, diyetisyen ve fizyoterapist gibi farklı disiplinler koordineli şekilde çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.

AÇLIK SÜRELİ KISALIYOR, ENERJİ KORUNUYOR

ERAS’ın en büyük farkı, hastayı bitkin düşüren uzun süreli açlıklara son vermesi. Artık ameliyat öncesi katı gıdalar için 6, sıvılar için ise sadece 2 saatlik bir açlık yeterli görülüyor. Bu sayede vücut direnci düşmüyor ve ameliyat sonrası toparlanma süreci hızlanıyor.

HEMEN YEMEK, HEMEN HAREKET

Ameliyat sonrası dönemde hastaların yakın takip edildiğini belirten Prof. Dr. Epözdemir, “Hastalar ameliyat sonrası bakım ünitesinde izlenir. Burada hemşireler, fizyoterapistler ve diyetisyenler koordineli biçimde çalışır. Hastanın yandaş hastalıkları, genel durumu ve beslenme düzeni dikkate alınarak bireyselleştirilmiş bir bakım planı oluşturulur” açıklamasını yaptı.

AMAÇ, GÜVENLİ VE KONFROLU TABURCULUK

ERAS protokolünün taburculuk sonrası dönemi de kapsadığını vurgulayan Prof. Dr. Epözdemir, “Bu süreç sadece hastanede bitmez. Gerekli durumlarda hastalar taburcu olduktan sonra da kontrole çağrılır. Ortalama bir aylık dönemde hastanın tamamen iyileşmesini hedefliyoruz. Cerrahi sonrası iyileşmede başarı, ameliyat öncesi hazırlık, ameliyat sırasındaki dikkat ve ameliyat sonrası takibin uyumlu şekilde yürütülmesiyle mümkündür. Bizim hedefimiz hastayı sadece ameliyat etmek değil, bu süreci en güvenli ve en konforlu şekilde tamamlamasını sağlamaktır.” dedi.

Devamını Oku