11 Nisan 2026 Cumartesi
Kanal D ekranlarının reyting rekortmeni dizisi ‘Eşref Rüya’da oynadığı “Kadir Baba” karakteriyle büyük beğeni toplayan Görkem Sevindik, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya geldi. İsrailli Bakan Ben-Gvir’in hedef aldığı oyuncuya tam destek olan Bakan Ersoy, söylemlerin kabul edilemez olduğu vurguladı.
Gazze’de süren zulme karşı sessiz kalmayan ünlü oyuncu Görkem Sevindik, İsrail’in Filistinli esirlerin idam edilmesiyle ilgili yasasına yönelik sosyal medya paylaşımıyla gündeme gelmişti. İsrail’de tepkilere neden olan paylaşımın ardından İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, açıklamalarda bulunarak ünlü oyuncuyu hedef almıştı.

BAKAN ERSOY’DAN SEVİNDİK’E TAM DESTEK
Doğru, net ve insani duruşuyla alkış toplayan Sevindik, yaşananların ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya geldi.

Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmede Filistinlilere yönelik idam düzenlemesini savunan ve buna karşı çıkanları hedef alan söylemlerin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
“BİREYLERİ DEĞİL EVRENSEL DEĞERLERİ DE HEDEF ALIYORLAR”
Bakan Ersoy, görüşmeyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede bu tür yaklaşımların yalnızca bireyleri değil, evrensel değerleri de hedef aldığına dikkat çekti. Hukuksuzluğa ve zulme karşı durmanın bir tercih değil sorumluluk olduğunu dile getiren Bakan Ersoy, masum sivilleri hedef alan hiçbir anlayışın meşruiyetinin olamayacağını ifade etti.

“GÖRKEM SEVİNDİK’İN ORTAYA KOYDUĞU İNSANİ DURUŞUN YANINDAYIZ!”
Sevindik’in ortaya koyduğu duruşun, dünyanın ortak vicdanının bir yansıması olduğuna vurgu yapan Bakan Ersoy, sanatın sadece estetik değil aynı zamanda güçlü bir toplumsal sorumluluk alanı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
“Filistinlilere yönelik idam düzenlemesini savunan ve buna itiraz edenleri hedef alan bu dil, İsrail’in hukuksuzlukta geldiği noktayı bir kez daha göstermektedir. Vicdan sahibi hiç kimse, masumların hayatını hedef alan bu anlayış karşısında susmamalıdır. Görkem Sevindik’in ortaya koyduğu insani duruşun yanındayız. Filistin halkının hakkını, hukukunu ve onurunu savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”
‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncuları, Ankara’da düzenlenen bir etkinlikte sevenleriyle bir araya geldi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan dizinin Eleni’si Ava Yaman, sosyal medyada kendisine yapılan yorumlar hakkında ilk kez konuştu.
TRT 1 ekranlarının sevilen dizisi ‘Taşacak Bu Deniz’de ‘Eleni’ karakteriyle hafızalara kazınan Ava Yaman, Ankara’da düzenlenen bir etkinlikte samimi açıklamalarda bulundu. Oyunculuk yeteneğiyle tanınan genç yıldız, sosyal medyada özellikle dış görünüşü ve kıyafetleri üzerinden yapılan yorumlara ilk kez yanıt verdi.

“BU BENİM ÖZGÜRLÜĞÜM DEĞİL Mİ?”
Sosyal medyadaki eleştirilere net bir duruş sergileyen Yaman, “Fotoğraflarım veya kıyafetlerim yerine, oyunculuğumla ve sesimle ilgili yorumlar yapılmasını isterim. Sürekli özgürlükten bahsediliyor; bu da benim özgürlüğüm değil mi?” dedi.

“NEFRET EDİLMEYİ TERCİH EDERİM”
Sektörde yeni olduğunu ve her gün yeni şeyler öğrendiğini belirten Ava Yaman, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim.”

Sibel Can ve Sulhi Aksüt’ün oğulları Emir Aksüt, eğitim hayatını tamamladıktan sonra vatani görevini yerine getirmek üzere askere gitti. 25 yaşındaki Aksüt’ü bu özel gününde yalnız bırakmayan ablası Melis Ural, kardeşini birliğinde ziyaret ederek o duygusal anları sosyal medya hesabından paylaştı.
Ünlü sanatçı Sibel Can ve iş insanı Sulhi Aksüt’ün 2000-2010 yılları arasındaki evliliğinden dünyaya gelen oğulları Emir Aksüt, vatani görevini yerine getirmek üzere birliğine teslim oldu.

Geçtiğimiz yıl İngiltere’deki Westminster Üniversitesi’nden mezun olarak eğitim hayatını başarıyla tamamlayan 25 yaşındaki Aksüt, akademik kariyerinin ardından askerlik görevine başladı.

KARDEŞİNİ YALNIZ BIRAKMADI
Emir Aksüt’ü bu özel gününde ablası Melis Ural yalnız bırakmadı. Kardeşini birliğinde ziyaret eden Ural, o anları sosyal medya hesabından paylaştı.

Dünya genelinde 10 milyon, Türkiye’de ise 180 bini aşkın bireyi etkileyen Parkinson hastalığı, küresel bir sağlık sorunu. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, hastalığın sanıldığının aksine çaresizliğe sürüklemediğine işaret ederek modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti.
Modern çağın en yaygın nörolojik zorluklarından biri olan Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin dengesinin bozulmasıyla yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkiliyor. Dünya genelinde 10 milyon, Türkiye’de ise 180 bini aşkın kişinin mücadele ettiği hastalık, genellikle yaşlılık dönemi hastalığı olarak bilinse de, artık kapıyı daha erken yaşlarda da çalabiliyor. Öyle ki hastaların % 5-10’luk diliminde 50 yaş öncesinde belirti gösteriyor. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Ali Zırh, hastalığa ve tedavi sürecine dair önemli açıklamalarda bulundu.
Doç. Dr. Zırh, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve günümüzde gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı. Öte yandan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nin dış cephesindeki LED ışıklara, Parkinson farkındalığına dikkat çekmek amacıyla “11 Nisan Dünya Parkinson Günü” yazısı yansıtıldı.

“PARKİNSON HAREKETLERİ YAVAŞLATAN BİR HASTALIK”
Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, hastalığın en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından “titrek felç” olarak tanımlanan hastalığın, günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Zırh, her yıl 11 Nisan’ın Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anıldığını söyledi.-
İLAÇ TEDAVİSİ HER ZAMAN YETERLİ OLMAYABİLİYOR
Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zırh, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini dile getirdi. Ancak özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Doç. Dr. Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarı ile kullanıldığını söyledi.

BEYİN PİLİ TEDAVİSİYLE HASTALIĞIN SEYRİ GERİYE ALINABİLİYOR
Tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisi ile günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeni ile yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson’un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, “Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor, çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor” dedi. Beyin pili tedavisinin, beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, tıpta Nöromodülasyon adı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtilerini önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti.
BIÇAKSIZ TEDAVİYLE TİTREME DURDURULABİLİYOR
Son yıllarda gelişen teknolojilerle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Zırh, “Akıllı Ses Ötesi Tedavisi (MRgFUS) dediğimiz yöntem sayesinde, bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan, MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz” dedi. Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti.
“PARKİNSON HASTALARI ÇARESİZ DEĞİL”
Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ali Zırh, “Tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeni ile artık yaşam kalitelerini eksisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp yaşama yeniden merhaba diyebilirler.” sözleri ile açıklamasını tamamladı.
Ekranların en özgün yapımlarından biri olan Gassal dizisinden beklenen müjde geldi. Gassal sevenlerinin heyecanla beklediği 3. sezon yayın tarihi ve kadrosu belli oldu. İşte tüm detaylar…
TRT’nin dijital programı Tabii’de yayınlanan ve kısa sürede geniş bir izleyici kitlesine ulaşan ‘Gassal’ dizisi, merakla beklenen üçüncü sezonuyla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Bir Gassal’ın iç dünyasını ölüm ve yaşam arasındaki ilişki ironi üzerinden ele alan yapım, yeni bölümlerinde de hem düşündürücü hem de mizahi atmosferini korumayı hedefliyor.

NE ZAMAN YAYINLANACAK?
Aylardır sosyal medyada merak konusu olan “Gassal yeni sezon ne zaman yayınlanacak?” sorusu, resmi kaynaklardan gelen açıklamayla nihayet yanıt buldu. Yapılan duyuruya göre, Ahmet Kural’ın başrolünde yer aldığı sevilen dizi, 10 Nisan 2026 tarihinde üçüncü sezon açılışını yapacak.

3. SEZON OYUNCU KADROSU
Yeni sezonda hikaye, Ahmet Kural’ın onayadığı “Baki” karakterinin yolculuğuyla derinleşirken, oyuncu kadrosu da dikkat çekici isimlerle güçlenmeye devam ediyor. İkinci sezonda ekibe dahil olan Hande Soral’ın “Nihan” karakteriyle yerini koruduğu yapımda, Öykü Gürman, “Şoför” rolüyle Emir Benderlioğlu, “Aziz” karakteriyle Erdal Cindoruk ve “Buse” rolüyle Ebru Cündübeyoğlu izleyiciyle buluşacak.
