DOLAR 44,1988 0.05%
EURO 50,8875 -0.08%
ALTIN 7.107,14-0,02
BITCOIN 33232203.73235%
İstanbul
11°

PARÇALI AZ BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Alpkan Koç

Alpkan Koç

22 Mart 2026 Pazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan halk ozanı Aşık Veysel’i vefat yıl dönümünde andı

Cumhurbaşkanı Erdoğan halk ozanı Aşık Veysel’i vefat yıl dönümünde andı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin en önemli değerlerinden biri olarak nitelendirilen halk ozanı Aşık Veysel’i vefatının 53’üncü yılında rahmetle andı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk edebiyatının ve saz şiiri geleneğinin unutulmaz ismi Aşık Veysel’in vefatının 53’üncü yıl dönümüne ilişkin paylaşımda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Başkan Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Anadolu halk ozanımız Aşık Veysel’i ebediyete irtihalinin 53’üncü yılında rahmetle, hürmetle yad ediyorum.”

Devamını Oku

Oda spreylerindeki gizli tehlike: Gerçek temizlik mi kimyasal tuzak mı?

Oda spreylerindeki gizli tehlike: Gerçek temizlik mi kimyasal tuzak mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Ferah” ve “çiçeksi” kokularıyla temiz bir odanın anahtarı olarak görülen oda spreyleri, sanılanın aksine bir ferahlık kaynağı değil, solunum sistemi için ciddi bir yük haline gelebilir. Bu ürünlerin, uyku sırasında astım nöbetlerini ve alerjik reaksiyonları sessizce tetiklediğine işaret eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Saltürk, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Evlerden plazalara kadar her köşeyi saran oda spreyleri, ortamın havasını tazelemek yerine ortamdaki oksijen kalitesini düşürerek solunum yollarını sürekli bir savunma haline zorluyor. “Bir ortamın güzel kokması havanın temiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle otomatik spreyler gece boyu astım krizlerini tetikliyor” uyarısında bulunan Medipol Sağlık Grubu’ndan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Saltürk, oda spreyleri ve otomatik koku vericilerin, solunum yolları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

“TEMİZLİK KOKUYLA ÖLÇÜLMEZ”

Oda spreylerinin yaygın kullanımına dikkat çeken Prof. Dr. Saltürk, temiz hava algısının yanlış bir şekilde kokuyla ilişkilendirildiğini belirterek, “Bir ortamın güzel kokması, o havanın temiz olduğu anlamına gelmez. Temizlikle koku arasında doğrudan bir ilişki yok. Maalesef evlerde ve iş yerlerinde bu ürünler çok yoğun kullanılıyor. Oda spreyleri organik uçucu solventler ve aerosoller içerir. Bu maddeler özellikle astımı ve alerjisi olan kişilerde, hatta bazen hiçbir yatkınlığı olmayan bireylerde bile hava yollarında daralma, hırıltı, öksürük, hapşırma ve ciddi astım ataklarına yol açabiliyor” ifadelerini kullandı.

OTOMATİK SPREYLER DAHA TEHLİKELİ

Kontrolsüz çalışan otomatik koku vericilerin riskinin daha yüksek olduğuna işaret eden Prof. Dr. Saltürk, “Bu cihazlar ayarı açık bırakıldığında gece boyunca odaya aerosol salabiliyor. Sabah hastalar ciddi nefes darlığı, alerjik atak ve astım kriziyle acil servise başvurabiliyor. Biz bunları klinikte sıkça görüyoruz. Asıl önemli olan havalandırmadır. Camların düzenli olarak açılması, mekanik havalandırma sistemlerinin kullanılması, gerekirse hava temizleyici cihazlardan faydalanılması gerekir. Ayrıca yüzey temizliği, ev tozu akarları ve alerjenlerin azaltılması açısından çok önemlidir” diye konuştu.

PARFÜM KULLANIMINDA DA DİKKAT

Sadece oda spreyleri değil, kişisel parfüm kullanımının da kontrollü olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Saltürk, “Parfümler doğrudan yüze, vücuda ya da kıyafete sıkılmamalı. Miktar çok önemli. Alerjik bünyesi olan kişilerde bazı ürünlerin hiç kullanılmaması gerekebiliyor. Çünkü bunların tamamı uçucu ve solunduğunda hava yollarını etkileyen kimyasallar içeriyor. Güzel kokan bir ortam her zaman sağlıklı değildir. Özellikle solunum yolu hassasiyeti olan bireyler için bu ürünler ciddi risk oluşturabilir. Mümkünse koku verici spreylerden uzak durulmalı, temiz hava doğal yollarla sağlanmalıdır” şeklinde konuştu. 

Devamını Oku

7 yaş sendromu belirtileri nelerdir? Ebeveynlerin bilmesi gerekenler

7 yaş sendromu belirtileri nelerdir? Ebeveynlerin bilmesi gerekenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çocukluk döneminde küçük ergenlik olarak adlandırılan 7 yaş sendromu, hem aileler hem de çocuklar için oldukça kritik bir dönemdir. Okul sorumlulukları ve bireyselleşme arasında sıkışıp kalan çocuklarda görülen ani duygu değişimleri aslında o yaş gruplarında sağlıklı bir büyüme gerçekleştiğinin habercisidir. Peki bu konuda ebeveynlerin bilmesi gerekenler nelerdir, çocuklara nasıl davranmalı?

Çocuk gelişiminde fırtınalı dönemler denilince akla genellikle 2 yaş sendromu veya ergenlik gelse de, uzmanlar 7 yaş döneminin çocuk ruh sağlığı ve gelişimi için en az onlar kadar kritik bir eşik olduğuna dikkat çekiyor. Literatürde “küçük ergenlik” olarak da adlandırılan bu evre, çocuğun bireyselleşme çabası ile okul hayatının getirdiği sorumluluklar arasında sıkıştığı bir geçiş sürecini temsil ediyor.

Çocuklarda 7 yaş sendromu

İşte ebeveynlerin bu süreci sağlıklı yönetebilmesi için takip etmesi gereken temel belirtiler:

DUYGUSAL DALGALANMALAR VE İÇE KAPANMA HALİ

7 yaşındaki bir çocuk, önceki yıllara göre çok daha düşünceli ve bazen de melankolik bir yapıya bürünebilir. Duygularını dışa vurmak yerine kendi içine çekilmeyi tercih edebilir. 

Aniden Değişen Ruh Hali: Çok mutluyken bir anda sebepsiz yere ağlama veya öfke nöbetleri görülebilir.

Eleştiriye Aşırı Hassasiyet: Çocuğun kendine olan güveni bu dönemde hassastır; en ufak bir uyarıyı kişisel bir saldırı gibi algılayabilir.

7 yaş sendrom belirtileri

MÜKEMMELLİYETÇİLİK VE BAŞARISIZLIK KORKUSU

Okul hayatının disipliniyle tanışan 7 yaş çocuğu, hata yapmaktan korkmaya başlar. Yazdığı bir harfi beğenmeyip defalarca silmek veya oyunlarda kaybetmeye tahammül edememek tipik davranışlar sergiler.

Kendini Kıyaslama: Akranlarıyla kendini kıyaslama ve “Ben yetersiz miyim?” sorgulaması bu dönemde baş gösterir.

7 yaş çocuklarda mükemmelliyetçilik

OTORİTEYLE ÇATIŞMA VE SORGULAMA

“Neden?” sorusu bu yaşta yerini “Neden yapmalıyım?” sorusuna bırakır. Çocuk, kuralları ve ebeveyn otoritesini daha bilinçli bir şekilde test etmeye başlar.

Sınırları Zorlama: Verilen görevleri erteleme veya kurallara karşı mantıklı (veya mantıksız) argümanlar geliştirme sıklıkla gözlemlenir.

7 yaş çocuklarda otoriteye karşı gelme

SOSYAL İLİŞKİLERDE SEÇİCİLİK

Bu yaş gruplarında arkadaşlık bağları kuvvetlenirken, dışlanma korkusu da beraberinde gelen duygu durumlardan biri haline gelir. 7 yaşındaki çocuklar genellikle “en iyi arkadaş” kavramına odaklanır ve sosyal gruplar içinde yerlerini çok önemserler.

çocuklarda sosyal ilişkilerde seçicilik anksiteye

EBEVEYNLER İÇİN STRATEJİK YAKLAŞIMLAR NELERDİR?

  • Öfke Nöbeti geçirdiği durumlarda çocuğun sakinleşmesini bekleyin ve duygusunu onaylayın.
  • Okul Kaygısı yaşadığı durumlarda çocuğunuza başarıya değil, gösterdiği çabaya odaklanması gerektiğini ve çocuğunuzun her zaman yanında olacağınız sinyalini verin.
  • İçe Kapandığı anlarda çocuğunuza baskı yapmadan, onunla özel zaman geçirerek güven ortamı oluşturmaya önem gösterin.

7 yaş sendromu çocuklara ebeveynler nasıl yaklaşmalı

EDİTÖR NOTU: 7 yaş sendromu bir hastalık değil, sağlıklı gelişimin bir parçasıdır. Çocuğun dünyasında “ben de varım” deme şeklidir. Sabır ve doğru iletişim, bu sürecin kalıcı hasarlar bırakmadan atlatılmasını sağlar.

Bu belirtilerin şiddeti ve süresi her çocukta farklılık gösterebilir. Eğer çocuğunuzun günlük yaşamını aksatacak düzeyde kaygı veya uyum sorunu gözlemliyorsanız, bir pedagog veya çocuk psikoloğundan destek almanız faydalı olacaktır.

Pedagog yardımı

Devamını Oku

Midenizi bayram ettirirken yormayın: Bayramda sindirim sistemini bozan 5 büyük hata!

Midenizi bayram ettirirken yormayın: Bayramda sindirim sistemini bozan 5 büyük hata!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlık ve günde iki öğün beslenme düzeni, bayram ile beraber yerini zengin sofralara bırakıyor. Vücudun bu ani değişime karşı hazırlıksız yakalanabileceği konusunda uyarılarda bulunan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, önemli uyarılarda bulundu.

Ramazanda bir ay boyunca günde iki öğün beslenmeye adapte olan vücudumuz, bayramın gelişiyle birlikte aniden yoğun bir kalori ve şeker yüklemesiyle karşı karşıya kalıyor. Vücudun bu ani değişime hazırlıksız yakalanabileceğine dikkat çeken Medipol Sağlık Grubu’ndan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, bayram keyfinin sağlık sorunlarıyla bölünmemesi için hayati ipuçları paylaştı. Sindirim sistemini yormadan, dengeli bir geçişin şart olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Göral, “altın reçetesini” sundu.

SİNDİRİMİ KORUMAK İÇİN KADEMELİ GEÇİŞ ŞART

Ramazan boyunca vücudun daha az ve seyrek öğünlere alıştığını hatırlatan Prof. Göral, “Uzun süre aç kalan mideyi bayram sabahında bir anda ağır yiyeceklerle doldurmak sindirim sistemini zorlar. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalı, küçük porsiyonlarla ilerlenmelidir. Bayramda yapılan hatalardan biri de aç karnına tatlı yemek.  Kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden oluyor bu da terleme, halsizlik, çarpıntı ve mide bulantısı gibi şikâyetlere yol açabilir. Tatlı mutlaka yemekten sonra, mümkünse 30 dakika ile 1 saat arasında tüketilmelidir” diye konuştu.

AĞIR YEMEK VE ŞERBETLİ TATLILARA YÜKLENMEYİN

Şerbetli ve hamurlu tatlıların sindirim sistemini zorladığını ifade eden Prof. Göral, “Bu tür tatlılar yerine sütlü ve daha hafif tatlılar tercih edilmelidir. Ayrıca porsiyon kontrolü çok önemlidir. Her ikram edilen tatlıyı tüketmek yerine sınır koymak gerekir. Her gidilen yerde tatlı yemek sindirim sistemine ciddi yük bindirir. Aynı şekilde misafire ısrarcı olmak da doğru değildir. Kişiler tabağını tamamen bitirmek zorunda hissetmemeli, az ve kontrollü tüketim tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.

YAĞLI, KIZARTILMIŞ VE AĞIR YEMEKLER TÜKETMEK

Beslenme tercihlerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Göral, “Kızartmalar, aşırı yağlı ve baharatlı yemekler mideyi yorar. Bunun yerine daha hafif, sulu ve sindirimi kolay yemekler tercih edilmelidir. Yemek sonrası oluşan uyku hali çoğu zaman fazla tüketimden kaynaklanır. Bunun önüne geçmek için 15-20 dakikalık hafif tempolu yürüyüşler yapılmalıdır” dedi.

SU TÜKETİMİ VE DOĞRU İÇECEK SEÇİMİ ÖNEMLİ

Bayram boyunca yeterli sıvı alımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, “Günde yaklaşık 2-2,5 litre su tüketilmelidir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak içilmelidir. Bunun yanında şekersiz çay, ayran ve süt gibi içecekler tercih edilebilir. Bitki çayları da destekleyici olabilir” dedi.

PORSİYON KONTROLÜ HER ŞEYİN ANAHTARI

Prof. Dr. Göral, aşırı yeme alışkanlığının bayramda en sık yapılan hatalardan biri olduğunu belirterek, “Az ve dengeli beslenmek, hem sindirim sistemini korur hem de gün boyu daha enerjik hissetmenizi sağlar. Önemli olan her şeyden biraz ama kontrollü tüketmektir” diyerek sözlerini tamamladı.

Devamını Oku

Emine Erdoğan’dan Nevruz Bayramı mesajı

Emine Erdoğan’dan Nevruz Bayramı mesajı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Nevruz Bayramı dolayısıyla sosyal medya hesabından anlamlı bir paylaşımda bulundu. Emine Erdoğan, mesajında “Bu anlamlı günün, kalplere huzur, yeryüzüne bereket, insanlığa barış getirmesini diliyorum.” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, coşku, neşe ve birlikteliği simgeleyen Nevruz Bayramı’na ilişkin paylaşımda bulundu.

“NEVRUZ YALNIZCA MEVSİMLERİN DEĞİL, BİRLİK, KARDEŞLİK VE YENİ BAŞLANGIÇLARIN DA HABERCİSİ”

Emine Erdoğan, Nevruz Bayramı mesajında şunları kaydetti:

“Toprağın uyanışıyla umut yeniden filizlenir, baharın gelişiyle gönüller tazelenir. Nevruz, yalnızca mevsimlerin değil, birlik, kardeşlik ve yeni başlangıçların da habercisidir. Bu anlamlı günün, kalplere huzur, yeryüzüne bereket, insanlığa barış getirmesini diliyorum. Nevruz Bayramı kutlu olsun.”

Devamını Oku