14 Nisan 2026 Salı
Nevşehir’de yolları kesişen turist rehberi İsmail Asker ve Güney Koreli Bobae Lee, arkadaşlıklarını nikah masasına taşıdı. Silifke’de geleneksel usullere göre evlenen çift, farklı kültürleri muhteşem bir düğünde bir araya getirdi.
Güney Koreli turist Bobae Lee, tatil için geldiği Nevşehir’de tanıştığı turist rehberi İsmail Asker ile Mersin Silifke’de Türk usulü düğün yaparak hayatlarını birleştirdi. Farklı kültürlerin buluştuğu düğünde eğlenceli anlar ortaya çıktı.

Tatil için tercih ettiği Nevşehir’de turist rehberi İsmail Asker ile tanışan Güney Koreli Bobae Lee, arkadaşlıkları zamanla aşka dönüşmesiyle birlikte evlilik kararı aldı.
KORE’DEN TÜRKİYE’YE GELİN GELDİ
Çift öncelikle Güney Kore’de Lee’nin ailesinin katıldığı sade bir tören gerçekleştirdi. Daha sonra İsmail Asker’in memleketi olan Mersin’in Silifke ilçesinde Türk geleneklerine uygun bir düğün organize edildi.

İsmail Asker eşi Bobae Lee ile bir turist kafilesinde gördüğünü ve orada tanıştıklarını belirterek arkadaşlıklarını evlilikle taçlandırmak istediklerini söyledi.
“DÜĞÜNÜ ÇOK İLGİNÇ BULDULAR”
Güney Kore’de yapılan düğünün daha sade ve kısa sürdüğünü söyleyen İsmail Asker şunları söyledi:
“Eşimin ailesi de buradaki düğüne katıldı. Düğünümüzü çok ilginç ve eğlenceli buldular. İnsanların samimi ve sıcak olduğunu söylediler.”

Güney Koreli gelin ise, “Hayatımda ilk kez bir Türk düğünü gördüm, o da kendi düğünüm oldu. Çok mutluyum. İsmail ile Türkiye’de evlenmek çok güzel. Biz mutluyuz.” diye konuşarak mutluluğunu dile getirdi.
İstanbul trafiğinde seyir halindeyken yanındaki takside usta sanatçı Bülent Ersoy’u gören bir hayranı, heyecanına yenik düşerek araçtan inip koşmaya başladı. Bir anda Ersoy’un yanına gelen hayranın seslenmesi, usta sanatçıyı kısa süreliğine korkuttu.
Bülent Ersoy, İstanbul trafiğinde karşılaştığı beklenmedik bir olay sonrası yaşadığı panikle gündeme geldi. Bir taksinin ön koltuğunda seyahat eden Ersoy, hiç beklemediği bir anda gelen yüksek sesli hayranlık nidasıyla neye uğradığını şaşırdı.
KORKUDAN NE YAPACAĞINI BİLEMEDİ
Genç hayranının, “Divam, saygılar Divam, merhabalar!” sözleri aracında sessizce oturan Bülent Ersoy’u adeta yerinden zıplattı.
“ÖDÜMÜ PATLATTIN!”
Yaşadığı ani irkilme ile neye uğradığını şaşıran Ersoy, bir anda elini kalbine götürerek; “Ödümü patlattın!” sözleriyle yaşadığı korkuyu dile getirdi.
Yeşilçam’ın emektarı Arif Ertan Güntav hayatını kaybetti. Acı haberi oğlu sosyal medya hesabından duyurdu.
“Ruhsar”, “Akasya Durağı”, “Bizim Aile” gibi birçok başarılı yapımdaki oyunculuğuile dikkatleri üzerine çeken usta oyuncu Arif Ertan Güntav hayatını kaybetti.
ACI HABERİ OĞLU DUYURDU

Bir süredir sağlık problemleri yaşayan ünlü oyuncunun kalp pili ile yaşamını sürdürdüğü biliniyordu. Usta oyuncunun acı haberini oğlu sosyal medya hesabından yaptığı “Babam Arif Ertan Güntav’ı ne yazık ki kaybettik. Başımız sağ olsun.” paylaşımıyla duyurdu.
Güntav’ın vefat haberinden sonra Film-San Vakfı tarafından yapılan açıklamada: “Yeşilçam’ın emektarı oyuncu ve prodüksiyon amiri Arif Ertan Güntav’a Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz” ifadelerine yer verildi.
CENAZE PROGRAMI BELLİ OLDU

Arif Ertan Güntav’ın cenazesi bugün ikindi namazına müteakip Üsküdar Çiçekçi Camii’nde kılınacak cenaze namazı ile birlikte son yolculuğuna uğurlanacak.
“Kendinizi bazı mevsimlerde daha enerjik, bazılarında ise daha yorgun hissediyor musunuz?” Psikolog / Çocuk Gelişim Uzmanı Sare Şen’e göre bu durum çoğu zaman mevsimsel değişimlerle bağlantılı. Gün ışığı ve hava koşulları ruh halimizi doğrudan etkilerken, bu değişimi fark etmek süreci daha kolay yönetmeyi sağlıyor.
Bazı günler her şey daha kolay gelirken bazı dönemlerde en basit şeyler bile zorlayıcı olabiliyor. Sabah uyanmak istemediğiniz, daha çok yalnız kalmak istediğiniz ya da enerjinizin belirgin şekilde düştüğü zamanlar…
Çoğu zaman bunu “benimle ilgili” diye yorumluyoruz. Oysa bazen mesele sadece biz değiliz. İçinde bulunduğumuz mevsim de ruh halimizi düşündüğümüzden çok daha fazla etkiliyor.

MEVSİMLER NEDEN BU KADAR ETKİLİ?
Gün ışığı süresi, hava sıcaklığı ve doğanın ritmi; uyku düzenimizden enerji seviyemize kadar birçok şeyi doğrudan etkiler. Bu değişimler de duygularımıza yansır.
Özellikle gün ışığının azalması, bedenimizin biyolojik ritmini etkileyerek daha yorgun, daha isteksiz ve daha içe dönük hissetmemize neden olabilir. Aynı şekilde güneşli ve uzun günler ise daha enerjik ve motive hissetmemizi sağlar.
KIŞ AYLARINDA NEDEN DAHA YORGU HİSSEDERİZ?
Kış aylarında günlerin kısalması ve güneş ışığının azalmasıyla birlikte birçok kişi kendini daha düşük enerjili hisseder. Daha fazla uyuma isteği, motivasyon düşüklüğü ve sosyal hayattan geri çekilme bu dönemde oldukça yaygındır.

PEKİ YAZ AYLARI?
Yaz ayları genellikle daha enerjik ve dışa dönük hissettiğimiz bir dönemdir. Güneş ışığı, açık hava aktiviteleri ve sosyal etkileşimlerin artması ruh halimizi olumlu yönde etkiler. Ancak bu her zaman herkes için geçerli değildir. Bazı kişiler için aşırı sıcaklar, kalabalıklar ya da rutin değişiklikleri de zorlayıcı olabilir.
MEVSİM GEÇİŞLERİ
Aslında en çok zorlanılan dönemlerden biri mevsim geçişleridir. Çünkü beden ve zihin yeni düzene uyum sağlamaya çalışır. Bu süreçte dalgalı ruh hali, huzursuzluk ya da enerji değişimleri yaşamak oldukça normaldir.

Bu süreçte kendimize nasıl destek olabiliriz?
Mevsimlerin etkisini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da kendimizi desteklemek mümkün:
· Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanmak
· Günlük rutini korumaya çalışmak
· Hafif fiziksel aktiviteler yapmak
· Sosyal bağları tamamen koparmamak
· Kendinize karşı daha anlayışlı olmak
Bazen sadece içinde bulunduğumuz dönemin etkisini fark etmek bile, yaşadığımız duyguları anlamlandırmamıza yardımcı olur.
Özetle; Ruh halimiz her zaman sadece iç faktörler ile ilgili değildir. Bazen dış faktörler de duygularımızı şekillendirir.
Kendinizi bazı dönemlerde daha farklı hissediyorsanız, bunu bir problem olarak görmek yerine, içinde bulunduğunuz mevsimin etkisi olarak değerlendirmek daha şefkatli bir yaklaşım olabilir.
Psikolog/ Çocuk Gelişim Uzmanı
Sare Şen
Türkiye’de artan motosiklet kazaları gençleri tehdit ediyor. Uzmanlar, yanlış kullanım ve eksik ekipmanın ağır yaralanmalara yol açtığını vurgulayarak hayati uyarılarda bulunuyor.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLE
Büyük şehirlerde artan trafik yoğunluğuyla birlikte motosiklet kazaları, genç yaşta kalıcı sakatlığın en büyük nedenlerinden biri haline geldi. Medipol Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. İbrahim Azboy, motosiklet kazalarında ayak bileği, diz ve kalça çevresinde ciddi kırıklarla sıkça karşılaştıklarını belirterek sürücülere hayati uyarılarda bulundu.
Prof. Dr. Azboy, motosiklet kazaları sonrası hastanelere ağır travmalarla başvuran gençlerin sayısının endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi.
“KALICI SAKATLIK GÖRÜLEBİLİYOR”

Motosiklet kazalarının ortopedi kliniklerinde en sık karşılaşılan travmalar arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Azboy, “Özellikle İstanbul gibi trafiğin yoğun ve zeminin engebeli olduğu şehirlerde motosiklet kazaları daha sık görülüyor. Aşırı hız nedeniyle hastalarımız bize ciddi travmalarla geliyor. Çoğu genç olan sürücülerde ayak bileği, diz ve kalça çevresinde parçalı ve eklem içi kırıklarla karşılaşıyoruz. Bazı kırıklar uzun vadeli sakatlık riski taşıyor. Kalça yuvasının kırılıp femur başının yuvadan çıktığı asetabulum kırıklarıyla sık karşılaşıyoruz. Bu kırıkların tedavisi oldukça zor. Eklem içi kırıklarda ilerleyen yıllarda hareket kısıtlılığı ve kalıcı sakatlıklar görülebiliyor. Genç yaşta yaşanan bu kazalar, hastalarımızın hem iş hem de sosyal hayatını ciddi şekilde etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“BİR ŞEYİN YOK KALK YÜRÜ” DENMEMELİ
Kazaları önlemenin en etkili yolunun trafik kurallarına uymak olduğunu vurgulayan Prof. Azboy, “Ekipman kullanımı hayati önem taşıyor. Sadece kask takmak yeterli değil. ‘Kısa mesafe gideceğim’ düşüncesi çok yanlış. Eldiven, dizlik, ayak bileğini, sırtı ve omurgayı koruyan ekipmanlar mutlaka kullanılmalı. Motosiklet kazalarının ne kadar ciddi travmalara yol açtığını unutmamak gerekiyor. Motosiklet kazaları sonrası yapılan yanlış müdahaleler de hasarı artırabiliyor. Boyun kırıkları, omurga kırıkları, kalça kırıklı çıkıkları gibi hayati risk taşıyan durumlar görülebiliyor. Acil ekipler gelene kadar hastanın hareket ettirilmemesi, ‘Bir şeyin yok, kalk yürü’ denmemesi gerekir. Hastanın travma tahtasına alınarak en yakın sağlık merkezine doğru şekilde transfer edilmesi çok önemlidir” şeklinde konuştu.