10 Şubat 2026 Salı
Yıllara meydan okuyan güzelliğiyle her daim adından söz ettiren Hülya Avşar, yeni projesi “Aynı Yağmur Altında” ile ekranlara hızlı bir giriş yaptı. Ancak izleyici bu kez senaryodan çok, Avşar kızı için seferber edilen dijital imkanları konuştu. Dizinin ilk bölümünde ünlü oyuncunun yüzüne uygulanan yoğun filtre, sosyal medyayı adeta ayağa kaldırdı.
SETTEN GELEN KARELER GERÇEĞİ İFŞA ETTİ
Dizi setinden yansıyan doğal fotoğraflar ile ekran görüntüsü arasındaki uçurum, “Bu kadarına da pes” dedirtti. Avşar’ın yüz hatlarının adeta bir mermer pürüzsüzlüğüne kavuşturulduğu sahnelerde, oyuncunun mimiği neredeyse seçilemez hale geldi. İzleyici, “Hülya Avşar’ı mı izliyoruz yoksa dijital bir illüzyonu mu?” diyerek yapım ekibini eleştiri yağmuruna tuttu.
Hülya Avşar Filtre Kurbanı OlduTARİH TEKERRÜR ETTİ: MASUMİYET VAKASI GERİ DÖNDÜ
Hülya Avşar’ın bu “buzlu cam” tutkusu aslında yeni değil. Hatırlanacağı üzere 2021 yılında rol aldığı “Masumiyet” dizisinde de benzer bir skandal yaşanmış, Avşar’ın burnunun bile filtreden kaybolduğu o meşhur 6. bölüm magazin tarihine altın harflerle kazınmıştı. Görünen o ki, aradan geçen yıllar ve değişen kanallar Avşar’ın bu özel isteğini değiştirmeye yetmedi.
Kaynak: Magazin Haberleri
Gebelikte sigara kullanımı anne ve bebeğin sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Prof. Dr. Faruk Buyru, sigaranın doğurganlık, gebelik ve bebek gelişimi üzerindeki kanıtlanmış zararlarını anlattı.
Gebelikte sigara kullanımı, bebeğin yaşam kalitesini ve sağlığını doğrudan etkileyen etkenlerden bir tanesidir. Plasenta yolu ile doğrudan anne karnındaki fetüse ulaşan nikotin ve karbonmonoksit, bebeğin oksijen ve besin kaynaklarını kısıtlayarak gelişimsel sürecini geri dönüşü olmayacak şekilde etkileyebiliyor.
SİGARA DOĞURGANLIĞI BÜYÜK ÖLÇÜDE ETKİLİYOR

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, sigara kullanımının erkekte ve kadında üreme sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, sigara kullanan bir erkeğin çocuk sahibi olmaya karar verdiğinde sperm kalitesinin düzelmesi için en az 2 ile 3 ay öncesinden sigarayı bırakması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Herhangi bir aşamada sigarayı bırakmak üreme sağlığını, gebeliği ve bebeğin sağlığını olumlu etkiler. Zararın neresinden dönülse kardır.”
HAMİLELİĞİ RİSKE ATABİLİR
Sigara kullanımın sadece erkekte değil kadında yumurta kalitesini etkilediğini belirten Prof. Dr. Buyru, “Yoğun sigara kullanımı gebeliğin yerleştiği rahim içindeki damarlanmayı, kanlanmayı bozabilir, embriyo oluşsa bile onun yerleşmesini olumsuz etkiler.” diyerek sigara kullanımın kadın için son derece yıkıcı sonuçları olduğunu ifade etti.
GEBELİK ÖNCESİ VE SONRASI DA SİGARADAN UZAK DURULMALI

Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların, bu karar öncesi sigarayı bırakmasını ve gebe kaldıktan sonra da hiç kullanmaması gerektiğinin üstünü çizdi.
Gebeyken sigarayı bırakan anne adayının olumlu etkileri hemen göreceğini belirten Prof. Dr. Buyru, “Sigara gebelik kaybı riskini arttırır. Gebelik boyunca birtakım problemler ortaya çıkabilir. Bunlardan en önemlileri bebekte gelişme geriliği ve küçük doğması. Sigara kullanımı erken doğum riskini artırır. Bunlar bilimsel olarak ortaya konmuş, kanıtlanmış gerçekler. Bebeği besleyen plasentadaki ve rahim içindeki damarların büzüşmesine yol açıp düşük riskini arttırıyor, annede tansiyon sorunlarına yol açıyor.” şeklinde konuştu.
NÖROLOJİK VE FİZİKSEL GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR
Gebelikte sigara kullanımının bebeğin plasentasının erken yerinden ayrılması, nörolojik ve fiziksel gelişimle ilgili birtakım sorunlara yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Buyru, hiperaktiviteye dayalı davranış bozukluklarının sigara içen annelerin çocuklarında daha fazla görünebildiğini dile getirdi.
PASİF İÇİCİLİKTE OLDUKÇA ZARARLI

Pasif içiciliğin de gebeliği ve bebeği olumsuz etkilediğini işaret eden Prof. Dr. Buyru, “Sigara içilen ortamda bulunmak da hem anne hem bebek açısından olumsuzluk üretir. Gebe olan kadın sigara içilen ortamda bulunmamalı. Buna elektronik sigarayı da dahil edebilirsiniz. Elektronik sigara da en az diğer sigara kadar zararlı.” diyerek anne ve baba adaylarını uyardı.
“‘HAYIR BIRAKAMIYORUM’ DİYE BİR ŞEY YOK”
Sigara yoksunluğu sebebiyle sigarayı bırakmak yerine azaltan anne adaylarına da değinen Prof. Dr. Buyru, “‘Hayır, bırakamıyorum.’ gibi bir şey söz konusu değil. Burada bir karar verilmeli. Örneğin tüp bebek tedavisi gören bir anne adayına, gebelik şansını olumsuz etkileyeceği için sigarayla birlikte tedavi yapılması çok doğru değil. Birinden vazgeçmek zorunda. Ya sigara içmeyecek veya tedavi yapılmayacak.” diyerek bu konunun önemine değindi.
Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde sigara kokusundan iğrenerek sigarayı bıraktıklarına da değinen Prof., bunun sigarayı hayatınızdan tamamen çıkarmak için bir bahane olarak kullanılabileceğini de belirtti.
LOHUSALIK DÖNEMİNDE DE UZAK DURULMALI

Loğusalık döneminde sigara içilmesinin de asla doğru olmadığına dikkati çeken Buyru, şunları kaydetti:
“Üstelik sigara içilmesi süt kalitesini de etkiler. Bırakın onu, nefesi sigara kokan bir kadının çocuğunu emzirmesi ne kadar doğru olur? Küçücük bebeğin sigaranın içerdiği zehri solumaya maruz bırakılması kesinlikle doğru bir davranış biçimi değil. Bebeğin, çocuğun yanında sigara içmek, annenin emzirdiği dönemde sigara içmesi kesinlikle yapılmaması gereken davranışlardır. Evde, arabada, kapalı bir ortamda sigaraya maruz kalan annelerin çocuklarının akciğer gelişimi de bozulur, hastalık riski de artar. Dolayısıyla emziren bir annenin sütüne nikotin geçiyor. Bebekte huzursuzluk ve uyku sorunları ortaya çıkıyor. Süt miktarında azalma görülebiliyor. Doğumdan sonra bebekte yine birtakım problemler hatta bebeğin anne karnında ani ölümü bile görülebiliyor.”
Prof. Dr. Buyru, sigarayı bırakmak isteyenlere Sağlık Bakanlığı Danışma Merkezleri’nden profesyonel yardım almalarını önerdi.
Erzincan’a özgü buğu kebabı, domates ve salça kullanılmadan, kuzu etinin kendi buğusunda ve su eklenmeden pişirilerek elde edilen lezzetli bir yöresel yemektir.
Erzincan buğu kebabı tarifi, domates, salça ve biber kullanılmadan, tamamen kuzu etinin kalitesi ve doğru pişirme tekniğine dayanan bir kebap tarifidir.
Bu kebap tarifinin katkısız yapısı ve yoğun aroması öne çıkarken, ustaların yıllardır değiştirmediği en önemli kuralı ise ete kesinlikle su eklememesidir. Böylelikle Erzincan buğu kebabı etin kendi buğusu ve lezzetiyle pişerek gerçek tadını ortaya koyar.
ERZİNCAN BUĞU KEBABI TARİFİ

Erzincan buğu kebabı için gerekli malzemeler;
ERZİNCAN BUĞU KEBABI TARİFİ NASIL YAPILIR?

Pişen yemeğinizi dilerseniz fırın kabına alarak üzerinde kaşar eritebilir ya da beşamel sos ile farklılık katarak servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun!
Grip mevsimi geldiğinde çocuklarını hastalıklardan korumak isteyen ailelerin endişesi de arttı. Grip virüsüne karşı uzmanlar, bağışıklık sistemini güçlendiren doğru beslenme ve düzenli uyku ile hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Sizler için çocukları gripten korunmanın doğal yollarını 5 maddede sıraladık.
Soğuk algınlığıyla karıştırılan ‘grip’, influenza virüslerinin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Grip; yüksek ateş, halsizlik, bitkinlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı ile çocuklarda zaman zaman görülen kusma ve ishal gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Tek etkeni virüs olan grip; hasta kişilerin öksürük ve hapşırıkla etrafa saçılan damlacıkları, ayrıca oyuncaklar ve kapı kolları gibi sık temas edilen yüzeyler aracılığıyla kolayca yayılabiliyor. Özellikle okul ve kreş gibi kalabalık, kapalı alanlar, gribin hızla bulaşması için adeta davetiye çıkarıyor.

5 maddede grip virüsünden nasıl korunabileceğimizi sizler için derledik.
BAĞIŞIKLIK İÇİN BESLENMEYE DİKKAT
Gripten korunmada bağışıklık sistemini güçlendiren beslenme büyük önem taşıyor. Uzmanlar, C vitamini açısından zengin portakal, mandalina ve kivi gibi meyvelerin yanı sıra brokoli ve havuç gibi sebzelerin düzenli tüketilmesini öneriyor.

Bağırsak sağlığının ise bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkisi olduğunu vurgulayan uzmanlar, yoğurt ve kefirin de beslenme programında mutlaka yer alması gerektiğini belirtiyor. Ev yapımı tavuk suyu ve sebze çorbaları ise hem besleyici hem de hastalık sürecinde vücudu destekleyici etkisiyle öne çıkıyor.

Ayrıca, bir yaş üzerindeki çocuklar için balın, ılık süte eklenerek tüketilebileceği, sarımsak ve soğanın ise doğal antimikrobiyal özellikleri sayesinde yemeklere ilave ederek bağışıklık destekleyici olarak kullanabilirsiniz.
UYKU DÜZENİNE DİKKAT
Çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlü kalabilmesi için yaşa uygun ve düzenli uyku kritik rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle okul çağındaki çocuklarda geç yatma alışkanlığı bağışıklığı zayıflatırken, yeterli uyku uyumayan çocukların hastalıklara daha açık hale geldiğini belirtiyor.
ÇOCUKLARDA HİJYENE DİKKAT
Hijyen gripten korunmada önemli bir faktördür ancak bu konuda aşırıya kaçılmaması gerekiyor. Ellerin sabunla sık sık yıkanmasının virüslerin yayılmasını önlemede etkili olduğu ifade eden uzmanlar, çocukların yüz, ağız ve burunlarına dokunma alışkanlığının azaltılmasını öneriyor. Ayrıca bardak ve havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanılmamasının gribin bulaşma riskini düşürdüğü belirtiliyor.

TEMİZ HAVA VE FİZİKSEL HAREKET
Temiz hava ve fiziksel hareket çocuklarda bağışıklığı güçlendirmede önemli rol oynuyor. Evin günde birkaç kez havalandırılmasının yanı sıra, soğuk havadan korkan ailelerin çocukları eve kapatması gerekiyor. Bu yüzden uzmanlar, açık havada oyun oynamanın hem hareketi artırdığı hem de doğal bir bağışıklık desteklemesiyle virüslere karşı direnç kazandırıyor.

BİTKİSEL ÖNLEM ALMAK ÇOK ÖNEMLİ
Diyetisyen Ece Günay Akkuş, doğal yollarla korunmanın mümkün olduğunu belirterek, kakule, tarçın, mürver, nane, zencefil-limon, ıhlamur, sarımsak, ekinezya, karabiber, adaçayı ve kuşburnu gibi bitkilerin hem hastalıklardan korunmaya hem de semptomların hafifletilmesine destek olduğunu belirtiliyor. Özellikle evde hazırlanan karışık bitki çaylarının öksürük, boğaz tahrişi, halsizlik ve mikroplara karşı etkili olduğunu, astımı olanlar için de hünnap gibi C vitamini zengini bitkiler adeta virüslere karşı kalkan oluşturuyor.

Uzun yıllardır sosyal medya içerikleriyle adını geniş kitlelere duyuran fenomen Danla Bilic’e şiddet uygulayan eski sevgilisi Berk Çetin, ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Çetin’in ‘Kasten yaralama’ suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.
“Danla Bilic” olarak bilinen ünlü sosyal medya fenomeni Damla Aktepe, geçtiğimiz yıl eski erkek arkadaşı Berk Çetin tarafından darp edilmişti.

Eyüpsultan’da yer alan bir spor kulübünün içindeki restoranda içinde gerçekleşen korkunç olayda, Çetin’in ünlü ismin kafasına ve yüzüne vurduğu görülmüştü.

Olayın ardından darp edildiğine dair görüntüleri sosyal medya hesabından yayınlayan Danla Bilic, suç duyurusunda bulundu. Söz konusu duruşma, bugün İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. Duruşmaya sanık Berk Çetin avukatıyla birlikte katılırken, Danla Bilic katılmadı.

“PİŞMANIM” DEDİ
Tutuksuz sanık Berk Çetin savunmasında “Yapmamam gereken bir şeydi, bir hata yaptım, pişmanım.” ifadelerini kullandı.

5 AY HAPİS CEZASI ALDI
Mahkeme, Çetin’in “basit yaralama” suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Ancak daha sonra hükmün açıklanmasını geri bıraktı.