Şimdi yükleniyor

Meriç Aral’ın Tarz Puzzle’ını Çözdük (Mü?)

Sade, özgün ve zamansız stiliyle oyuncu Meriç Aral, ikinci el tutkusundan deri ceketlerine, kendine has modasını nasıl yaratıyor? Serenay Sarıkaya (kendi de çok iyi olduğu, çok ilham verdiği bir konuyu), stilini çok beğendiği Meriç ile uzun uzadıya konuştu.

Lafı dolandırmadan hemen soruyorum: Stilini nasıl tanımlarsın?

Ben stilimi çok kendime has buluyorum. İstemediğim şeyi bana giydirmezseniz gibi bir durum var, giyersem mutsuz olurum. Bu arada, giyinmeyi çok seviyorum, çocukluğumdan beri.

Neden zorlayalım ki zaten!?

Bazen, senin ruhunu yansıtmayan bir styling oluyor. Hissetmediğin bir tarzı giymen bekleniyor.

Bu bahsettiğin, çalışırken mi yoksa bir etkinlik ya da özel durumlar için mi?

İkisi de. Yani nasıl tanımlarım stilimi… biraz duygusal.

Bohem de diyebilir miyiz? Gerçi çok da bohem değilsin aslında.

Eskiden bohemdi belki ama şimdi tam nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum. Bu gerçekten zor bir soru.. Bu soruya sonra dönelim mi? Önce biraz “ısınalım”.

Icon’un kim ya da kimler? Moda dünyasından biri…

Çok uzun bir süre ve hâlâ Jane Birkin.


Meriç ve Serenay’ın görüşmesine Lokum da eşlik etti. İkiliyle poz da veren Lokum, bu özel röportaj ve çekime neşe kattı.

Kesinlikle ya, ben de senin ruhunu çok yakın buluyorum ona.

O her zaman aklımın bir köşesinde olur. Alexa Chung’ı çok beğenirim, o da her zaman aklımın bir köşesinde olur. Bazen giyinirken “Alexa bunu giyer miydi?” diye düşündüğüm oluyor. Sanırım en majörleri bunlar. Zaten o çok belli bir çizgi bende, oralarda dolanıyorum.

Çok senin stilin iki insan… Peki dolabında en çok ne var?

Jean var galiba ve deri ceket çok seviyorum.

Evet, sen bir deri ceket kadınısın!

Vintage parçalar çok var dolabımda.

Onu soracaktım… İkinci el parçaları çok kullanıyor musun?

Çok kullanıyorum. Mesela o da stilimi oluşturan şeylerden biri oldu. Ama ben çocukluğumdan beri annemin, babaannemin, halamın, teyzemin dolabına dalmaya bayılırdım. Oradan kendime kıyafet seçerim. Bunun için ısrar ederim, alabilmek için. Gerekirse üstümdekini veririm. Sanıyorum buradan başlayan bende ikinci el merakı oluştu.

Başkalarının enerjisini hissetmeyi mi seviyorsun? Yoksa geçmişten gelen parçaların daha karakterli olduğunu mu düşünüyorsun?

İkisi de galiba. Son zamanlarda aldığım parçaların enerjisini daha dikkatli değerlendiriyorum. Olduğu gibi direkt giymiyorum. Ama mesela babaannemin kıyafetlerini çocukluğumdan beri giymeyi çok seviyorum, o bana kendimi iyi hissettiriyor.

Benim yakın çevremde bir şeylerini alabileceğim biri olmadı.

Ama bu biraz kişisel merakla da alakalı olabilir. Aynı zamanda ailede de böyle bir merak olması lazım. Anneannem ve babaannem çok iyi dikiş dikerdi. Dediğin doğru olabilir. Belki ben de oradan etkilenmişimdir.

Diyelim ki çok kötü hissettiğin bir günde ne giysen modun değişirdi? Kurtarıcı parçan ya da dokunuşun bir ruj mu, aksesuar mı ya da bir takı mı sana iyi geldiğini düşündüğün? Ya da şu deri ceketimi giyip çıkarım veolay biter mi?

Aynen onu yapardım. Deri ceketimi giyerim. Ve rujumu sürerim. Ne giyeceğimi bilemediğimde giydiğim şey jean ve deri ceket. Ve bu kombinle her yere gidebileceğime inanıyorum.

Bence de öyle. Bir partiye ya da “event”e böyle katılabilmeli. Asla giymem dediğin ne var?

Artık bir şey yok galiba. Ama ince ten rengi kilotlu çorap giymem. Hiç sevmem.

Hiç kullanmam dediğin bir renk var mı?

Galiba artık yok. Ama turuncu sevmiyorum.

Biraz önce, galiba artık yok dediğin, başlarda direnç gösterdiğin ama sonradan galiba ben de giyeceğim dediğin bir moda hamlesi var mı?

Düşük bel pantolon giymem derdim, onu bıraktık sanmıştım ama sonradan çok hızlı bir şekilde geri döndük.

Ama düşük bel giymek zor bir şey. Düşük bel pantolon giymek, gün boyu rahatsız hissetmeyi göze almayı gerektiriyor.

Şimdi çok hoşuma gitmeye başladı düşük bel. Ama eskiden giyildiği kadar düşük bel değil.

Dolabının en kıymetli parçası nedir? Atamadığın, sakladığın? Mesela annenden kalan bir şey olabilir.

Benim dolabım genelde onlardan oluşuyor, atamadığım şeylerden. Botlardan ayrılamıyorum galiba, ayakkabı atamıyorum yani.

Yaz kıyafetleri mi kış kıyafetleri mi?

İkisi de.

Sonbahar diyeceğini düşündüm.

Sonbahar tabii ki bu da ikisi de demek oluyor benim için. Yani çok da kalın giyinmeyi sevmiyorum. Yazlık kıyafetleri kışlık ayakkabılarla kombinlemeyi seviyorum. İkisini bir araya getirmekten bahsediyorum.

Meriç’in bir animesini, karikatürünü çizselerdi ne olurdu bu?

Siyah bir deri ceket, büyük inci küpeler, yarım toplanmış saçlar. Sanırım deri pantolon olurdu. Motosikletim de olabilir ama cool bir arabam da olabilirdi.

Çantanda ne olmadan evden çıkmazsın?

Ruj almadan çıkmam!

Sürekli ruj tazeleyen bir kadın mısın?

Rujumu sürekli tazelerim. Yapmadığımda rahatsız oluyorum.

O zaman göz makyajı mı ruj mu diye sormayacağım.

Evet, ruj olmazsa olmazım. Rujum, kitabım ve kapatıcım. Bu üç şeyi almadan çıkmam.

Tatlı kokular mı baharatlı kokular mı?

Çiçeksi kokular ama tatlı değil.


Röportaj: Serenay Sarıkaya
Fotoğraflar: Dilek Altan

ELLE Türkiye Ocak 2025 sayısından alınmıştır.

Yorum gönder